(442 S. K. m. 33)
Dava: Nizamettin Atak ile Hazine ve Beyobası Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Polatlı 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 10.4.2001 gün ve 10/128 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Paftaya göre, dava konusu taşınmaz 1967 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Davacı ihya olgusuna dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve davacı tanıkları; öncesi itibariyle taşlık olan bu yerin davacı tarafından emek ve para sarf edilmek suretiyle kültür arazisi haline getirildiğini, ihyanın 1970 yılında tamamlandığını, o tarihten dava tarihine kadar davacının taşınmaza zilyet olduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi; taşınmazın imar ve ihya edilmiş kültür arazisi niteliğinde bulunduğunu, Hazinenin delil olarak dosyaya sunduğu idari inceleme tutanağında isimleri geçen ve tanık olarak dinlenen kişilerde; dava konusu taşınmazın 1985-1986 yıllarında sürülmeyen taşlık bir yer olduğunu açıklamışlardır. Mahkemece, yerel bilirkişi davacı tanıkları ile Hazine tanıklarının beyanları arasındaki aykırılık giderilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir. Taşınmazın hangi tarihte ihya edildiği ve ihyanın tamamlandığı, zilyetliğin başlangıç tarihi bakımından ortaya çıkan bu farklılık giderilmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Hazine tanığı Ercan davacının aynı zamanda köy muhtarı olduğunu açıklamış bulunduğuna göre davacı köy muhtarı ise Köy Kanunu hükümleri gözönünde tutularak davanın köy tüzel kişiliğini temsil etmek üzere köy derneğince bir temsilcinin tayini için idareye müzekkere yazılması, temsilcinin tayininden sonra yargılamaya devam olunması, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları arasındaki aykırılığın giderilmesine çalışılması,19.4.2000 tarihinde yapılan keşifte mahkeme heyetinin keşif tutanağına geçen gözleminin değerlendirmede nazara alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 18.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy