(3621 S. K. m. 5, 7) (3194 S. K. m. 11) (1580 S. K m. 159)
Dava: E. Turizm Yatırım ve İşletmeleri A.Ş. ile Hazine ve Müdahil İ Büyükşehir Belediye Başkanlığı aralarındaki zilyetliğin korunması ve elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair B. 1. Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 05.07.2001 gün ve 1240-689 sayılı hükmü temyiz etmeden duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile duruşmasız temyiz eden Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.02.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili ve karşı taraftan davacı vekili geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmaza davalı Hazinenin elatmasının önlenilmesine, davaya katılan İ. Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili, Davalı Hazinenin savunmalarının reddi ile davacının zilyetliğine yapılan elatmanın önlenilmesine karar verilmesi istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın İ. Büyükşehir Belediye Başkanlığınca kendisine kiralandığını, kira ilişkisine dayanılarak turistik tesis olarak kullandığını, davalı Hazinenin taşınmazdan zorla çıkartmak isteğini ve zilyetliğine elattığını ileri sürerek korunmasını, davaya katılan İ. Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili, dava konusu taşınmazın denizden doldurulmak suretiyle elde edildiğini, Belediyenin mülkiyetine geçen yerlerden olduğunu, davacıya kira sözleşmesi uyarınca bırakıldığını, davalı Hazinenin yaratmış olduğu çekişmenin giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın denizden doldurulmak suretiyle kazanılan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, İ. Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredilmediğini, bu nedenle Belediyenin bu yer üzerinde tasarrufundan söz edilemeyeceği ve kiraya verilemeyeceğini, davacının yararlanmasının haksız olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davaya katılan İ. Büyükşehir Belediye Başkanlığınca davacıya kiralandığını, kira sözleşmesine dayanarak işlettiğini, Hazinenin davacının kira sözleşmesinden doğan kişisel hakkını bozamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya arasında belge bulunmamakla beraber, dava konusu taşınmazın İ. Büyükşehir Belediye Başkanlığınca denizde doldurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taşınmazın denizden doldurulmak suretiyle elde edildiği belirlendiğine göre, uyuşmazlığın 3621 sayılı Kıyı Kanununun 4342 sayılı Mera Kanunun 33.maddesiyle değişik 1580 sayılı Belediye Kanunun 159 ve 3194 sayılı İmar Kanununun 11.maddesi hükümleri uyarınca çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Doldurma ve kurutma yoluyla arazi elde edilmesine ilişkin 3621 sayılı Kıyı Kanununun 7.maddesinde Kamu yararının gerektirdiği hallerde deniz, göl ve akarsuların ekolojik durumu dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edileceği ve bu yolla elde edilen arazilerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve özel mülkiyet konusu olmayacağı belirtilmiştir. Aynı kanunun 11. maddesinde de bu kanun hükümlerine göre; doldurma yoluyla kazanılan araziler üzerinde yapı ve tesislerin yapılabilmesi için Maliye Bakanlığından gerekli iznin alınması zorunlu olduğu açıklanmıştır.
4342 Sayılı Kanunun 33.maddesi ile değişik 1580 sayılı Belediye Kanununun 159. maddesinde; belediye sınırları içerisinde belediye marifetiyle denizden doldurulmuş olan yerlerin idare, nezareti kafei hukuk ve vecaibi ve varidatı ile beraber belediyelere devrolunur. denilmiştir.
Benzer bir düzenleme getiren, 3194 sayılı İmar Kanununun 11.maddesinde de; bu maddede belirtilen arazi ve arsaların belediye ve valiliğin teklifi üzerinde Maliye ve Gümrük Bakanlığının onayı ile Belediyelere devredileceği açıklanmıştır. Somut olayda; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca doldurulmak suretiyle elde edilen dava konusu yerin, 1580 sayılı Belediye Kanununun değişik 159 ve 3194 sayılı İmar Kanununun 11.maddesi hükmü uyarınca belediyeye devredildiği ileri sürülmediği gibi, bu yönde belge de mevcut değildir. Bu tür yerlerin mülkiyetinin Hazineden Belediyeye geçişi doğrudan doğruya olmayıp, anılan kanun hükümleri uyarınca işlem yapılması halinde mümkün olabilir. Taşınmazın İ Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredildiği kanıtlanmamıştır. Dava konusu yerin, Büyükşehir Belediye Başkanlığına devri yönünden protokol düzenlenmiş ise de; protokol uyarınca Belediye Başkanlığınca yapılması gereken planlar düzenlenmediği ve protokol gerekleri yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Az öncede açıklandığı üzere; 3621 sayılı Kanunun 7.maddesi hükmüne göre, doldurma yoluyla elde edilen bu tür yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, özel mülkiyete konu olamaz. Aynı Kanunun 5. maddesinde de Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyılarda herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu belirtilmiştir.
Yukarıdan beri izah edilen maddi ve hukuki olgular birlikte gözönünde tutulduğunda denizden doldurulmak suretiyle kazanılan taşınmazın, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu ve özel mülkiyet konusu olamayacağı sonucuna ulaşmak gerekir. Hazineye ait Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir yerin, devri gerçekleşmedikçe Belediye tarafından başka kimselere kiraya verilmesi hukuken geçerli de bir sonuç doğurmayacağı gibi, Hazine yönünden de bağlayıcı olmaz. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin İ. Büyükşehir Belediye Başkanlığına geçtiği ve davacıya kiralandığı, davacının kira sözleşmesinden doğan kişisel hakkının Hazine tarafından bozulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428 maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Hükümleri uyarınca 97.500.000 lira Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye verilmesine, Üyenin karşı oyu ile 12.02.2002 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy