(2863 S. K. m. 6) (3402 S. K. m. 14)
Dava: İbrahim Karadağ ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Fethiye 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 10.4.2001 gün ve 479/179 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 107 ada 31 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsele ait kadastro tutanağında, dava dışı anı ada 27, 29 ile 31 parsellerle bir bütün olan 1938 tarih 431 tahrir nolu vergi kaydının kapsamında kalan taşınmazın davacı Adem Gökçe zilyetliğinde bulunduğu açıklanarak tespit edilmiş, tutanak ve ekleri Kadastro Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Kadastro Komisyonunu 25.06.1992 günlü kararı ile dava konusu parselin sit alanı içerisinde kaldığı, bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle tespitin iptali ile Hazine adına tespite karar verilmiş bu karara dayanılarak sicil oluşturulmuştur.
Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Arkeolog bilirkişi Adnan Dinler tarafından düzenlenen 30.11.2000 günlü raporda; taşınmazın 3. derece Arkeolojik sit alanı olduğu belirlenmiş ise de rapor hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosya arasında bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 13.11.1982 gün ve 420 numaralı kararında dava konusu parselin bulunduğu yerde ekli listeden yazılı 42 adet Arkeolojik doğal ve kentsel sit alanının ve yapı guruplarının tescil edilmelerine karar verildiği açıklanmıştır.
Uzman bilirkişi raporunda dava konusu parsel üzerinde korunması gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarının bulunup bulunmadığı konusunda her hangi bir açıklık bulunmamaktadır. Dava konusu parsel üzerende Roma ve geç Roma Çağı Seramikleri ile arsanın güney kesiminde 0.50 metre yüksekliğinde korunmuş küçük bir duvar kalıntısının olduğu raporda açıklanmıştır.
Taşınmaz üzerinde yer alan eski döneme ait bu Kültür ve Tabiat Varlıklarının 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi karşısında değerlendirilmesi yapılmamıştır. Gerçektende anılan maddede belirtilen varlıkların Kültür Varlığı olduğu açıklanmıştır. Taşınmazın sadece 3. derecede sit alanı kapsamında kalması onun kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile kazanılmasına engel değildir. Koşuların gerçekleşmesi durumunda böyle bir kazanılması mümkün olabilir. 2863 sayılı kanun hükümleri göz önünde tutularak dava konusu taşınmaz üzerende ve içinde korunması gerekli Kültür ve Tabiat Varlığının bulunup bulunmadığının uzman bilirkişi marifeti ile belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik inceleme dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Bundan ayrı, dava konusu 107 ada 38 parselin Kadastro tutanağının kesinleşme tarihi araştırılmamış olup son durumunu gösterir tapu kaydı da Tapu Sicil Müdürlüğünden dosya arasına konmamış, davada 3402 sayılı kadastro kanununu 14. maddesinde belirlenen bir belgeye dayanılmadığına aynı çalışmaları alanı içerisinde davacı ve satıcısı Ali Karadağ adına belgesizden tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy