(1086 S. K. m. 186, 258, 265) (743 S. K. m. 641) (4721 S. K. m. 715)
Dava: Ömer Kotan ile Hazine, Şekerpınar Belediye Başkanlığı ve dahili davalı Orman İşletme Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair Gebze Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 4.12.2001 tarih ve 142/714 s. hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca tetkiki Hazine vekili ile duruşmasız olarak tetkiki ise; Orman İşletme Müdürlüğü vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.5.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz edenler Hazine vekili Avukat Armağan Örücü ile Orman İşletme Müdürlüğü vekili Avukat Tülay Orhan ve karşı taraftan davacı vekili Avukat Faik Özcan geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı 2 kıta taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve Orman İdaresi Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, 1067 parsel hakkındaki davanın kabulüne, 1590 parselin değeri olan 360.000.000 liranın kanuni faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ile Orman İdaresi Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tescil davası olarak açılmış ise de, davanın açılmasından sonra 46500 m2lik taşınmaz bölümünün 1590, 1300 m2lik bölümün de 67, 69 ve 1607 parsel numaralarıyla 25.2.1997 gününde idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilmesi üzerine, davacı vekili 67 ve 69 parseller hakkındaki davadan vazgeçmiş, 1607 ve 1590 parsellerin kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
1590 parsel, Hazine adına tapuya tescil edildikten sonra 2.3.1998 gününde Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne, onun da 15.5.1998 gününde tapudaki satış ve devri ile Hurdacılar Yapı Kooperatifine geçmiştir.
Yargılamanın devamı sırasında 1590 parselin el değiştirmesi üzerine davacı vekili HUMK. nun 186. maddesi hükmü uyarınca bu parsel hakkındaki davasını tazminat davası olarak sürdüreceğini açıklamıştır.
İşin esasına gelince: Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu parseller 1956 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık ve çalılık niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; dava konusu taşınmazların 1992 yılında kesinleşen orman sınırlama haritasının dışında kalmakla beraber sınırlamadan önceki memleket haritası, hava fotoğrafları ve amanejman planına göre çalılık yerler olduğunu, yerel bilirkişi ve davacının bir kısım tanıkları ile Hazine tanığı, taşınmazların öncesi itibariyle yılgınlık olduğunu bildirmişlerdir. Bütün bu açıklamalar karşısında, dava konusu yerler davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK. nun 641, 1.1.2002 gününde yürürlüğe giren TMK. nun 715. maddesi kapsamına giren Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden sayılır. Bu halde dava konusu taşınmazlar ancak imar ve ihya yoluyla kazanılacak yerlerdendir. Bozmadan önce ve sonra dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklar, imar ve ihya olgusu hakkında bir açıklamada bulunmaksızın, davacı ile satıcısı Hüseyin Demirin zilyetliği hakkında haber vermişlerse de, beyanları soyut olup, zilyetliğin başlangıcı, süreci ve niteliği bakımından hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bu tür beyanlara dayanılarak kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlandığı kabul edilemez.
Kadastro Yasasının 17. maddesi hükmü karşısında yapılan inceleme de noksandır. Taşınmazların bulunduğu Şekerpınar Köyü Yargılamanın devamı sırasında Belediyeye dönüşmüş, dava belediye tüzel kişiliğine karşı sürdürülmüştür. Taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenmiş ise de, kamu hizmetine tahsis edilen yerlerden olup olmadığı sorulmadığı gibi, imar planı içinde kalan yerler olup olmadığı, imar planı içinde kalan yerler ise planın içine alındığı tarihe kadar kazanılıp kazanılmadığı hususu üzerinde durulmamıştır.
Bundan ayrı, uyuşmazlık hakkında hüküm kurulabilmesi için iddia ve savunmaya ait bütün delillerin toplanması gerekir. Hazine vekili tarafından verilen 15.9.1997 tarihli tanık listesinde isimleri geçen İsmet Çalışkan ve İsmet Balcı ile davalı Belediye vekili tarafından gösterilen tanıklar dinlenilmemiş ve dinlenmeme nedeni açıklanmamıştır. Bildirilen tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmediğine göre yöntemine uygun bir şekilde çağırılıp, uyuşmazlık hakkında bilgilerine başvurulması gerekir.
Tüm bu yönler gözönünde tutularak, 1067 parselin sınırında yer alan 67, 68 ve 69, 1590 parselin çevresinde bulunan 1178, 1593 parsellere ilişkin tutanaklar ile mevcutsa dayanak belgeleri, 218 parsele uygulanan Kanunisani 1208 gün ve 971 numaralı tapu kaydının, ayrıca taşınmazların niteliği hakkında sağlıklı bir sonuca ulaşmak için dava konusu taşınmazların içerisinde bulunduğu 20-25 sene öncesine ilişkin 1/20000 veya 1/25000 ölçekli hava fotoğraflarının bulundukları yerlerden temin edilecek dosya arasına konulması, taşınmazların kamu hizmetine tahsis edilen yerlerden olup olmadığının Milli Emlak Müdürlüğünden, imar planı içinde kalan yerlerden olup olmadığının Şekerpınar Belediyesi Başkanlığından sorulması, ondan sonra yerel, teknik ve ziraatçı uzman bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmazların başında keşif yapılması, taraf tanıkları adına keşif yerinde hazır bulunmak üzere HUMK. nun 258. maddesi hükmü uyarınca; davetiye çıkarılması, taşınmazların öncesi itibariyle niteliği, komşu parsellere ilişkin belgelere göre, dava konusu taşınmazların nasıl gösterildiğinin belirlenmesi, imar ve ihya olmaksızın kazanılacak yerlerden bulunup bulunmadıkları, ihyaya muhtaç yerlerden ise, ihyanın yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, olaylara dayalı olarak kendilerine açıklattırılması, hangi tarihte tamamlandığı, o tarihten imar planı içerisine alınma ve Hazine adına idari yoldan tapuya tescil gününe kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin araştırılıp belirlenmesi, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları arasında aykırılık meydana geldiği taktirde, HUMK. nun 265. maddesi hükmü gözönünde tutularak, bunun giderilmesine çalışılması, 1590 parsel hakkında başka kimseler tarafından açılan vazgeçme ve takip edilmeme sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verilen dava dosyalarının uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması, taşınmazın niteliği bakımından daha önce alınan ziraatçı uzman bilirkişilerin raporları arasında çelişki sebebiyle ziraatçı uzman bilirkişi heyetinden yeniden gerekçeli rapor alınması, 3.12.1999 gününde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi Doğan Yılmaz, davacı ve satıcısının dava konusu taşınmazlar hakkında Hazineye işgal tazminatı ödediklerini bildirmiş bulunduğuna göre, bu husus üzerinde durulması, ödemeye ait belgelerin getirtilip dosya arasına konulması, ödeme ve belgeler karşısında davacı ve satıcısının zilyetliğinin malik niyet ve sıfatıyla geçip geçmediğinin nazara alınması, bütün deliller eksiksiz olarak toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
1590 parselin karşılığı olan tazminat miktarının belirlenmesine gelince: Dava, 6.2.1997 gününde tecil davacı olarak açılmıştır. Taşınmazın Hazine adına tapuya tescilinden sonra 2.3.1998 gününde Arsa Ofisine devredilmesi üzerine; davacı, HUMK. nun 186. maddesi hükmüne dayanarak, davasını tazminata dönüştürmüştür. Mahkemece, ziraatçı uzman bilirkişi Güner Çiçekli tarafından düzenlenen 18.6.2001 tarihli raporu esas alınarak, 2.2.1999 tarihindeki 360.000.000.000 TL. değere hükmedilmiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda, davacının isteyebileceği tazminat, davalının taşınmazı başkasına devretmiş olduğu tarihteki değeridir. Mahkemece, devir gününden sonraki bir döneme ilişkin değeri esas alınarak, tazminata hükmetmiş olması doğru değildir. 1590 parselin el değiştirme üzerine değeri istenildiğine göre, davacı vekiline tazminat miktarının açıklattırılması, ondan sonra yerel, ziraatçı ve inşaat mühendislerinden oluşan bir bilirkişi kurulu ile Hazine tarafından Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne temlik edildiği tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi ve bu miktara hükmedilmesi gerekir.
Kabul şekline göre de; vazgeçme sebebiyle reddedilen 67 ve 69 parsellerin değeri üzerinden Hazine yararına Avukatlık Ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekili ile Orman İdaresi temsilcisinin temyiz itirazları yukarıdan beri açıklanan sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, hüküm gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 97.500.000 TL. Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil edilen davalı Hazineye verilmesine ve 5.750.000 TL. peşin harcın istem halinde Orman İşletme Müdürlüğüne iadesine 21.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy