(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713) (492 S. K. m. 13) (2872 S. K. m. 9) (743 S. K. m. 639) (442 S. K. Ek. m. 12, 13)
Dava: Abdullah Koçak ile Hazine, Yavrucak Köyü Muhtarlığı ve dahili davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ankara-Gölbaşı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 07.06.2001 gün ve 185-296 sayılı hükmün incelenmesi davalı Hazine vekili ile dahili davalı Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmaz bölümlerinin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi üzerine hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, tescil konusu taşınmazın davacı tarafından para ve emek sarfedilmek suretiyle ihya edildiği, ihya olgusunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1953 yılında taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, imar-ihya olgusunun 1962 yılında tamamlandığı ve o tarihten bu yana davacının zilyet olduğu belirlenmiştir. Taşınmazın bulunduğu Yavrucak Köyü, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı mücavir alanı içerisinde kalan bir yerdir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrasına göre; il, ilçe ve kasabaların imar planları içerisinde kalan yerlerin imar-ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Kazanma bakımından mücavir alan içerisinde bulunma engel teşkil etmez.
Taşınmazın ayrıca çevre düzeni planı içerisinde kaldığı ileri sürülmüştür. Geri çevirme yazısı üzerine dosya arasına giren Gölbaşı Belediye Başkanlığının 25.04.2002 günlü karşılık yazısında taşınmazın bulunduğu Yavrucak Köyü, Gölbaşı Koruma Bölgesine ait 1/25000 ölçekli çevre düzeni planında köy yerleşim alanı ve köy gelişme alanı olarak gösterildiği açıklanmıştır. Bu durumda, uyuşmazlığın 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesine dayanılarak çıkarılan Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı Kurulmasına Dair 383 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre incelenmesi gerekir.
Sonuç: Anılan kanun ve 383 sayılı K.H.K. hükümlerine göre; çevrenin korunması ve ekolojik dengenin sürdürülmesi bakımından Özel Çevre Koruma Bölgesiolarak ilan edilen ve edilecek alanların çevre düzeni planı yapılır. Gerek Çevre Kanununun ve gerekse bu kanuna dayalı çıkarılan 383 sayılı kararname çevre düzeni planı içerisinde kalan yerler hakkında sadece imar ve yapılaşma bakımından bir takım sınırlamalar getirmiştir. Taşınmazın çevre düzeni planı içerisinde kalmış olması mülkiyet hakkının edinilmesi yönünden olumsuz bir koşul olarak düzenlenmemiştir. Başka bir anlatımla; Çevre Kanunu ve kararname hükümlerine göre, çevre düzeni planı içerisinde kalan bir yerin mülkiyetinin edinilmesi yasaklanmamış, sadece imar ve yapılaşma bakımından sınırlamalar getirilmiştir. Çevre düzeni planı içerisinde kalan bir yerin TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre kazanılması mümkün bulunmaktadır. Buna benzer bir düzenleme getiren 3367 sayılı Kanun hükümleri uyarınca düzenlenen köy yerleşim planları da mülkiyet hakkının edinilmesi yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazları da yerinde bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TMK.nun 639/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddesinde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmiş olduğu belirlenmiş bulunduğuna göre davanın kabulüne karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davalı Hazine ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j. maddesi uyarınca Hazine'den harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 25.000.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 42.000.000 liranın temyiz eden Belediye Başkanlığından alınmasına 16.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy