(1086 S. K. m. 95, 297) (743 S. K. m. 612) (4721 S. K. m. 677) (3402 S. K. m. 15, 33)
Dava: Ayşe Keş ile Mustafa Çelik aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Erdemli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.06.2001 tarih ve 309-269 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu parsellerin tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 1167 parselin atiye terkedilmesi sebebiyle konusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, sair parseller hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hükmün kabule ait bölümü davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 101 ada, 1002, 1003, 1005, 1363; 108 ada, 10 ve 103 ada, 366 parsellerin miras bırakanı Halil'den kaldığını, terekesinin taksim edilmediğini, kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tesbit ve tescil edildiğini ileri sürerek miras payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı vekili, 101 ada, 1363 parselin kadastro tespitinden önce vekil eden adına tapuda kayıtlı olduğunu davalının sair parsellerdeki miras payını 24.05.1988 tarihli belge ile vekil edenine satıp devrettiğini, ayrıca aynı yerler hakkında Erdemli Sulh Hukuk Mahkemesine açmış olduğu 1987/414 esas no.lu davadan feragat ettiğini, kesin hüküm oluştuğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Uyuşmazlık konusu parsellere ilişkin kadastro tutanaklarında, belgesizden 11.08.1998 gününde davalı adına tespit edildiği açıklanmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazların taraflara ortak miras bırakandan kaldığını, taksim ve satış hakkında bilgilerinin bulunmadığını bildirmişlerdir. Mahkemece taksim ve satış olgusunun kanıtlanmadığı gerekçesiyle istem gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı Halil Çelik'ten kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığına göre, satış olgusunun davalı tarafça kanıtlanması gerekir. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 24.05.1988 tarihli belge, şeklen HUMK. nun 297. maddesi hükmüne göre düzenlenmiş ise de, ihtiyar heyeti üyelerin hepsi tarafından imza edilmediği için geçerli belge değildir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TMK. nun 612, 01.01.2002 gününde yürürlüğe giren TMK. nun 677. maddesi hükmüne göre, yazılı olmak koşulu ile bir mirasçının sair mirasçıya payını devretmesi geçerlidir. Anılan maddelerdeki yazılı olma koşulu geçerlilik koşuludur. Somut olayda; 24.05.1988 tarihli belgedeki İmza Merasimi Yasasının öngördüğü biçimde yerine getirilmediği için bu belge ispat hukuku bakımından geçerli bir belge değildir. Dava konusu taşınmazlar öncesi itibariyle tapusuz olup, 3402 s. Kadastro Yasasının 15. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre; elbirliğiyle mülkiyette ortaklardan bir veya birkaçının belli bir taşınmazdaki hissesini sair ortaklara devir ve temliki tapulu taşınmaz mallarda yazılı, tapusuz taşınmazlarda her türlü delille ispat edilebilir. Aynı yasanın 33. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca; genel hüküm niteliği kazandırılan kadastro Yasanın 15. maddesinin 3. fıkrasının gözönünde tutulması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar da taksim hakkında kesin bir açıklamada bulunmadıklarına göre, mahkemenin bu yöne ilişen gerekçesi yerinde bulunmaktadır. Ne var ki; davacı, aynı taşınmazlar hakkında daha önce elatmanın önlenilmesi davası açmış ve vazgeçme sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Geri çevirme yazısı üzerine, istenilen Erdemli Sulh Hukuk Mahkemesinin 1987/414 Esas, 1988/307 karar s. dosyasının bütün aramalara rağmen bulunamadığı bildirilmiştir. Dosyadaki belgelere göre; dosyanın bulunmama nedeni bildirilmemiştir. Gerçekten de davacı daha önce açmış olduğu dava sebebiyle haktan feragat etmiş ise, o takdirde eldeki bu davayı açamaz. HUMK. nun 95. maddesi hükmüne göre; feragat, kesin bir hükmün sonuçlarını doğurur. Şayet, geçerli bir feragat mevcut ise, o zaman davanın seyri değişebilir. Dava dosyasının araştırılıp bu dosya arasına konulması, dosya bulunamıyorsa, sebebinin açıklanması, gerekirse bulunamayan dava sebebiyle tarafların ellerinde bulunan belgelerin uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması, ayrıca hükmün kesinleşip kesinleşmediğinin kayıtlara dayanılarak belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Bu hususlar gereği gibi araştırılıp belirlenmeden yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 2. bendinde yazılı taşınmazlara ait bölümünün BOZULMASINA, 33.750.000 TL peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 24.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy