(3402 S. K. m. 14, 17, 18)
Dava: Mustafa Kuş ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Bodrum 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.11.2001 tarih ve 138 - 529 s. hükmün Yargıtayca tetkiki davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 131 ada, 40 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kadastro tutanağında; kamu hizmetine tahsis edilmeyen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tarım alanına dönüştürülmesi ve ekonomik yarar sağlaması mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 3402 s. Kadastro Yasasının 18. maddesi hükmü uyarınca 31.08.1990 gününde çalılık niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiş, Mustafa Kuşun itirazı üzerine komisyonca yapılan inceleme, Kadastro Yasasının 14 ve 17. maddesindeki koşulların oluşmadığının belirlenmesi üzerine, tesbit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Davacı kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda tespit gününe kadar geçen zilyetliğin Hazineye karşı kanıtlanması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları soyut olup, davacı ve murisinin zilyetliği başlangıcı, süreci ve niteliği bakımından hüküm vermeye yeterli değildir. Taşınmaz, çalılık niteliğiyle tesbit edilmiş, paftaya göre tescil konusu taşınmazın güneybatısında 42 no.lu parsel çamlık, doğusunda bulunan 39 parselde çalılık niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Bu eylemli durum karşısında taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Taşınmazın bulunduğu yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca sınırlandırma yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa; buna ilişkin harita ve tutanaklar getirtilmeden keşif yapılmış, ormancı bilirkişi İsmail Ataşın sair bilirkişilerle ortaklaşa düzenlemiş olduğu raporunda orman tahdit haritasının dışında kalan ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Ormancı bilirkişinin raporu gerekçesiz olup, yeterli uygulama sonucu verildiği de anlaşılmamaktadır. Sair yönden Mustafa Kuşun yapmış olduğu itiraz üzerine komisyonca yapılan inceleme sırasında taşınmazın üzerindeki zeytin ağaçlarının 3 yaşında olduğu belirlendiği halde, ziraatçi uzman bilirkişi taşınmaz üzerinde 21 adet 20-25 yaşlarında, 10 adet 10-15 yaşlarında zeytin ağacı bulunduğunu bildirmiştir. Bilirkişinin raporu ile toplanan deliller arasında da çelişki yaratılmıştır. Bütün bu yönler gözönünde tutularak orman sınırlandırma harita ve tutanaklarının Orman İdaresinden, sınırlandırma görmemiş ise, bu yöreye ilişkin memleket haritası, amanejman planları ve hava fotoğraflarının bulundukları yerlerden, ayrıca 41 ve 38 parsellere ilişkin vergi kaydının özel idareden istenilerek dosya arasına konulması, HUMK. nun 259. maddesi hükmü uyarınca; dava konusu taşınmaz başında keşif yapılması, aynı yasanın 258. maddesi hükmü uyarınca; yerel bilirkişi, tanıklar, teknik, ziraatçi ve ormancı bilirkişilerin davetiye ile çağırılarak taşınmaz başında yukarda belirtilen esaslar çerçevesinde belgilerine başvurulması, davacı adına tesbit edilen 38 ve 41 parsellere ilişkin vergi kaydının sınırlarının gözönünde tutulması, ziraatçi ve ormancı bilirkişilerden gerekçeli rapor alınması, bütün deliller eksiksiz olarak toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA 30.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy