(3402 S. K. m.13) (4721 S. K. m. 713) ( 743 S. K. m. 639)
Dava: Ahmet Bediz terekesi mümessili Salise Gür ile Hazine, Tapu ve Kadastro Müdürlüğü, Hasan Deniz ve müşterekleri, dahili davalılar İrfan Yahşi ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenilmesi davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Fatsa Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 25.12.2001 gün ve 271/528 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan Fatma, M. Eşref, M. Mehmet ve Abdullah Rıfat Dizdar ile Nebile Selda Dizdar ve müşterekleri vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Ahmet Bediz miras ortaklığının temsilcisi vekili, uyuşmazlık konusu 159 ada 13 ve 160 ada 5 parsellerin davalılar üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile Ahmet Bediz mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Yargılama oturumlarına katılan davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, 241 ada 37 parselden ifrazen oluşan 729 ada 1, 725 ada 5, 726 ada 1, 727 ada 1, 2 ve 3 parsellerdeki kayıt maliki Fatma Süreyya'nın paylarına ait tapu kayıtlarının iptali ile Ahmet Bediz mirasçıları adına tapuya tesciline, 160 ada 5 parsel hakkındaki davanın vazgeçme nedeniyle, diğer paylara ve davalılara ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, redde ilişkin bölümleri davacı miras ortaklığının temsilcisi vekili Avukat Kemal Burnaz, kabule ilişkin bölümleri de davalılar Nebile Selda Dizdar ve müşterekleri vekili Avukat İlhan Mollaoğlu, Abdullah Rıfat Dizdar, Fatma Dizdar, M. Eşref Dizdar ve Mehmet Dizdar taraflarından temyiz edilmiştir.
Hükmün, redde ilişkin bölümünün davacı miras ortaklığının temsilcisi vekili tarafından temyizinden sonra miras ortaklığının temsilcisi Salise Gür, Fatsa Noterliğince düzenlenen 30.4.2002 gün ve 3631 yevmiye numaralı azilname ile vekili Avukat Kemal Burnaz'ı azlettikten sonra, 1.5.2002 günlü aidiyeti usulen belirlenen dilekçe ile temyiz isteğinden vazgeçtiğini bildirmiştir.
Dosya arasındaki Fatsa Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.8.1997 gün ve 217-397 esas ve karar sayılı hükmüyle Salise Gür, Ahmet Bediz Miras Ortaklığına temsilci olarak atanmıştır. Miras ortaklığına temsilci atanmış olması halinde, tereke ile ilgili davalara ilişkin tüm işlemleri yapmak tereke temsilcisine aittir. Terekeyle ilgili bir haktan açılmış bulunan bir davadan veya temyiz isteğinden vazgeçme ortaklık ve dolayısıyla diğer mirasçılar aleyhine hukuki sonuç doğuracağından böyle bir vazgeçmenin geçerli olabilmesi için, mirasçıların tümü tarafından kendisine vazgeçme yetkisinin verilmiş olması ve bunun belgelendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda; hükmün redde ilişkin bölümleri süresinde temyiz edilmiş, miras ortaklığının temsilcisi diğer mirasçılar aleyhine hukuki sonuç doğuracak biçimde tasarrufta bulunmuştur. Bu durumda vazgeçmenin geçerli olduğunun kabulü mümkün değildir. Süresinde yapılmış geçerli bir temyiz isteği bulunduğuna göre, incelemenin buna göre yapılması gerekir. Hiç şüphesiz diğer mirasçılar da davadan ve haktan feragat ettikleri takdirde bunu usulüne uygun olarak her zaman mahkemeye ulaştırmaları mümkün bulunmaktadır.
İşin esasına gelince: Davacı miras ortaklığının temsilcisi; uyuşmazlık konusu parsellerin dayanağı olan tapu kayıtlarının kapsamında kalan taşınmaz bölümünün, miras bırakanları Ahmet Bediz ile Selim Bediz tarafından 1943 yılında satın ve devralındığını, bir süre birlikte tasarrufta bulunduktan sonra 1965 yılında yapılan taksimle dava konusu taşınmaz bölümlerinin Ahmet Bediz'e bırakıldığını, onun tarafından tasarruf edildiğini, davalılar ve miras bırakanları adına yazılı bulunan tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiğini, ancak bu hususun kadastro tesbiti sırasında gözden kaçırıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile Ahmet Bediz mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan deliller göz önünde tutularak, kayıt maliklerinden Fatma Süreyya'ya ait payları kapsayan yukarıda ada ve parsel numaraları yazılı taşınmazlara ait kayıtların iptaline,diğer taşınmazlar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 159 ada 13 parsel, Haziran 1930 tarih ve 76 numaralı tapu kaydı ile gittilerine dayanılarak 19.11.1980 tarihinde kayıt malikleriyle mirasçıları adına tespit edilmiş,tutanak 29.7.1982 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmazın tapuya tescilinden sonra yenileme kadastrosu sonunda, 241 ada 9 parsel, kamulaştırma sonucu 241 ada 35 ve 36 parsellere ayrılmış,36 parsel DSİ, uyuşmazlık konusu bölüm de 35 parsel numarasıyla tapuya tescil edildikten sonra 13.5.1993 tarihinde hükmen ve ifrazen 241 ada 37 ve 38 parsellere ve imar uygulaması sonucunda 725 ada 1 ila 5, 726 ada 1 ila 6, 727 ada 1 ila 12, 241 ada 39 ila 42, 728 ada 1 ve 729 ada 11 parseller oluşmuştur. Davanın süresinde açılmasından sonra yapılan ifraz ve uygulamalar sonucu yeni kayıtlar göz önünde tutularak, dava tüm kayıt maliklerine yöneltilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmış, yargılama yürütülerek sonuçlandırılmıştır.
1- Kazanma meselesine gelince: İmar uygulaması sonucu oluşan ve kabulüne karar verilen 725 ada 5,726 ada 1, 727 ada 1, 2 ve 3 parsellerdeki kayıt maliki Fatma Süreyya'nın ölüm tarihi olan 1933 yılından kadastro tespit tarihine kadar paylarının intikal görmediği, davacıların miras bırakanı Ahmet Bediz tarafından 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği kanıtlanmış bulunduğuna göre, Fatma Süreyya'nın paylarına ait tapu kayıtları davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.nun 639/2 ve 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK.nun 713/2.maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirmiş olduğundan bu payların Ahmet Bediz mirasçıları adına iptal ve tesciline karar verilmesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kayıt maliki Fatma Süreyya'nın mirasçıları Nebile Selda Dizdar ve arkadaşları vekili Avukat İlhan Mollaoğlu ile Abdullah Rıfat Dizdar, Fatma Dizdar, Eşref Dizdar ve M. Mehmet Dizdar'ın bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
2- Hükmün redde ilişkin bölümüyle ilgili davacı Ahmet Bediz miras ortaklığı vekilinin temyiz itirazlarına gelince:
Mahkemece, kabulüne karar verilen Fatma Süreyya dışında kalan diğer kayıt maliklerinin adına kayıtlı bulunan paylara ait davanın kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Az önce de açıklandığı üzere, dava konusu parsel, öncesi itibariyle tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Kural olarak tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda, tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Davacı miras ortaklığının temsilcisi, dava konusu payları 1943 yılından bu yana zilyet olduğunu ileri sürmüştür. Tapulu bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Kayıt maliklerinden veya mirasçılarından, uyuşmazlık konusu payların satın ve devralındığı kanıtlanmamış bulunduğuna göre, olaya 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesindeki koşulların uygulanması mümkün olmaz. Daha açık bir deyimle, davacılar, anılan madde hükmüne göre bu yerin iptal ve tescilini isteyemezler. TMK.nun 713/2. maddesi hükmü karşısında olaya bakıldığında kayıt maliklerinden Ziya Yücel, 1950 yılında vefat etmiş olup, ona ait pay kadastro tarihine kadar intikal ve devir görmemiştir. Ziya'ya ait pay üzerinde, kadastro tesbitine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunulduğuna ve paydaşlar birbirlerine karşı 3. kişi konumunda olduklarına göre, Ziya'ya ait paylar TMK.nun 713/2. maddesi hükmü karşısında hukuki değerini yitirmiş olmaktadır. Satış ve devir olgusu olmasa dahi, anılan maddedeki koşullar altında böyle bir yerin kazanılması mümkündür. Ziya Yücel payı bakımından mahkemenin redde ilişkin gerekçesi kanuna uygun düşmemektedir. Kayıt maliklerinden Fatma Süreyya ve Ziya dışında kalan diğer tüm kayıt maliklerinden Metin Yücel 1963, Sami Yücel Kadastro tesbitinden sonra 1982, Selim Bediz'de 1992 yılında ölmüş olup, diğer kayıt malikleri de sağ bulunduklarına göre, bunlara ait paylar hukuki değerini yitirmiş olmamaktadır. Bu paylara ait davanın reddine karar verilmesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebep ve gerekçelere göre, bir kısım davalılar Nebile Selda Dizdar ve arkadaşları vekili Avukat İlhan Mollaoğlu ile Abdullah Rıfat Dizdar, Fatma Dizdar, Eşref Dizdar ve M. Mehmet Dizdar'ın hükmün kabulüne ilişkin bölümüne, davacı miras ortaklığı temsilcisi vekilinin, Ziya Yücel dışında kalan diğer davalılar adına yazılı paylar hakkındaki davanın reddine ilişkin bölümlere karşı ileri sürmüş oldukları tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümlerinin ONANMASINA;
Davacı miras ortaklığı temsilcisi vekilinin Ziya Yücel payına yöneltmiş olduğu temyiz itirazlarının kabulü ile ona ait hüküm bölümünün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 5.000.000 ve 4.960.000'er lira peşin harçların onama harcına ayrı ayrı mahsubuna 24.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy