(4721 S. K. m. 713/1) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Mehmet ile Hazine ve M Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair İ 1. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 03.05.2002 gün ve 147/269 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Belediye Başkanlığının ise, dava dilekçesinin tebliğine karşın davaya cevap vermediği ve yargılama oturumlarına da katılmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; zilyetlik, imar ve ihya hukuksal nedenlerine dayalı TMK. 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. TMK. 713/1 . ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde belirtilen kazanma koşulları yanında, davanın olumlu sonuçlanması için ayrıca taşınmazın tapuda kayıtlı bulunmaması gerekir. Aksi halde, çifte tapuya yol açar.
Bu durum ise, kamu düzenini ilgilendirmekte olup, yasaya aykırılık teşkil eder. Bu bakımdan teknik bilirkişinin krokisi de eklenmek suretiyle, uyuşmazlık konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden, ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesindeki miktar sınırlamaları gözetilerek, davacının belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin o yer Hukuk Mahkemeleri Yazılı İşleri Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmalıdır. Bundan ayrı, 3083 sayılı Kanunun 2/C maddesi gereğince; kuru - sulu araştırması yönünden Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ile Devlet Su İşlerinden sorularak, gerekli bilgi alınmalıdır.
Taşınmazın kenarında yer aldığı Zilli Çayı ile taşınmaz arasında seddenin yapıldığı açıklandığına göre; bu seddenin kimin tarafından ve hangi tarihte yapıldığının ayrıca DSİ'den sorulması gerekir. Bunun dışında, davalı Hazine cevap dilekçesinde, davacının idareye ecrimisil ödediği savunmasında bulunduğu gibi, taşınmazın dava dilekçesindeki değerine de itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu iki husus üzerine durulmadığı anlaşılmıştır. Ecrimisil ödenip, ödenmediği konusunda gerekli araştırmanın yapılması ve aynı konuda taraflara delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, değere itiraz karşısında, taşınmazın gerçek değerinin yapılacak keşifle tespiti, bu değere göre eksik harcın alınması gerekir. Öte yandan, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilikleri TMK. nun 713/3. maddesi uyarınca tescil davalarında yasal hasım durumunda olup, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Bu nedenle, kalan harcın davalılardan tahsiline karar verilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş olması usul ve Yasaya aykırı olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkemece hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 24.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy