(3402 S. K. m. 17) (743 S. K. m. 713)
Dava: Ali Balcı ile Hazine, Atakent Belediye Başkanlığı ve dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Silifke Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 31.12.2001 gün ve 32-1165 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazı 1990 yılında Nazım Uyar'dan satın ve devraldığını, satıcısı tarafından 1978 yılından beri ihya edilerek kültür arazisi haline getirdiğini, kazanmayı sağlayan yirmi yıldan fazla eklemeli zilyetlik nedeniyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, tescil konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, Atakent Belediye sınırları içerisinde kalan bu yerin imar ve ihya yoluyla kazanılmasının mümkün olamadığını, ayrıca imar ve ihya olgusunun da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kanıtlandığı gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazın hangi tarihte tespit dışı bırakıldığı araştırılmamıştır. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da; taşınmazın çalılık ve taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yer olduğu açıklanmıştır. Diğer yönden, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri imar ve ihya olgusu yönünden yeterli açıklığı içermemektedir. Başka bir anlatımla; imar ve ihyaya ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen tüm olumlu ve olumsuz koşullar araştırılıp belirlenmediği gibi, Atakent Belediye Başkanlığının vermiş olduğu cevaplar karşısında taşınmazın imar planı içerisinde kalıp kalmadığı hususunda duraksama hasıl olmuştur. Tüm bu yönler gözönünde tutularak taşınmazın hangi tarihte ve ne sebeple tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden, Belediye imar planı içerisinde kalıp kalmadığının, belediye imar planı içerisinde ise hangi tarihte imar planı içerisine alındığının Atakent Belediye Başkanlığından sorulması, ondan sonra yerel, teknik ve ziraatçi uzman bilirkişi aracılığıyla tescil konusu taşınmazın başında keşif yapılması, taşınmazın satıcı Nazım tarafından nasıl imar ve ihya edildiğinin olaylara dayalı olarak sorulup belirlenmesi, ihyanın tamamlandığı tarihten belediye imar planı içerisine alınma ve dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin araştırılıp belirlenmesi, ayrıca ziraatçi uzman bilirkişi taşınmazın %80'inin ekilir ve dikilir kültür arazisi olduğunu raporunda açıklamış bulunduğuna göre, ekilip biçilmeyen bölümlerin belirlenmesi, teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, taşınmazın tümüne göre üstün niteliğinin belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Ayrıca, davada Kadastro Kanununun 14. maddesinde belirtilen hiçbir belgeye dayanılmadığına, dava konusu taşınmazın davacıya geçtiği 1990 tarihinden dava tarihine kadar davacının bağımsız yirmi yıllık kazanmayı sağlayan süresi geçmemiş bulunduğuna göre, aynı çalışma alanı içerisinde satıcı adına belgesizden tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden, aynı nedene dayanılarak dava açılıp açılmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması gerekmektedir. Verilen cevaba göre tescil konusu taşınmaz 3083 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Devletçe sulanan yerlerdendir. TMK.nun 713. maddesinin son fıkrası hükmü gözönünde tutularak taşınmazın niteliğinin hüküm fıkrasında gösterilmemiş olması da doğru görülmemiştir. Tüm bunlardan ayrı, hüküm fıkrasında, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 03.07.2001 günlü krokiye yollama yapılmak suretiyle hüküm kurulmuş olup, teknik bilirkişinin krokisi sadece taşınmazın miktarını göstermekte olup, başka bir bilgi içermemektedir. TMK. nun 713. maddesinde yazılı olduğu şekilde uzman bilirkişiden teknik bilgileri içeren krokinin hükme eklenmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy