(2863 S. K. m. 3, 5, 6, 11) (3402 S. K. m. 18)
Dava: Ayşe Tuncer ve Şadan Alanç ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Bodrum 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.05.2000 gün ve 1998/1024 - 2000/255 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar 149 ada 51 parselin tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsele ait kadastro tutanağında: Mehmet Halil kızı Şaban Alanç'a babasından miras ve taksim yoluyla intikal edip 20 yıldan fazla zamandan beri çekişmesiz, aralıksız; malik niyet ve sıfatıyla tasarruf edildiğini, muhtar ve bilirkişiler tarafından ifade edilmiş ise de, Bodrum Müze Müdürlüğünün 12.03.1990 gün, 311 sayılı yazı ekindeki haritaya göre 1. derece sit alanı içerisinde kalan 2863 sayılı Kanunun 6 ve 11. maddeleri gereğince zilyetlikle iktisabın mümkün olmadığı açıklanmak suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesi hükmü uyarınca 20.04.1990 tarihinde zeytinlik tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde üzerindeki zeytin ağaçları Mehmet Halil kızı Şaban Alanç'a aittir açıklaması yapılmıştır. Davacı, tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kadastro tutanağındaki açıklamalar göz önünde tutularak uyuşmazlığın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri çerçevesinde incelenmesi gerekir. Geri çevirme yazısı üzerine getirtilen Eski Eser ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 03.07.1987 gün ve 3492, 14.10.1978 gün ve A-1362 sayılı kararlarıyla belirtilen Arkeolojik ve doğal sit alanı olduğu ve ekli envanter listesinin 1. sırasında taşınmazın bulunduğu yerin Telmessus (Dirmil-Gökçebel'in) belirtildiği açıklanmıştır.
Bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik nedeniyle kazanılabilmesi için diğer edinme koşullarının yanında taşınmazın niteliğinin kazanılmaya elverişli olması gerekir. Somut olayda; dava konusu 149 ada 51 parsel 20 yılı aşkın bir zamandan beri Şadan Alanç zilyetliğinde olduğu belirtilmiş ise de, 1. derece sit alanı içerisinde kaldığı, bu gibi yerlerin 2863 sayılı Kanunun 6 ve 11. maddeleri uyarınca zilyetlikle edinilmesinin mümkün olmayacağı gerekçesiyle 20.04.1990 tarihinde zeytinli tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunun 03.07.1987 gün, 3492 sayılı kararı ve ekli listede dava konusu taşınmazın bulunduğu Telmesus (Dirmil-Gökçebel) listede arkeolojik ve doğal sit olarak belirlenmiştir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinin 1. fıkrasında; kültür varlıklarından, 2. fıkrasında da tabiat varlıklarından ne anlaşılması gerektiği belirtilmiş, 3. fıkrasında da sit alanının tarih öncesinde günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini taşıyan kent ve kent kalıntıları, önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış, tabiat özellikleri ve korunması gerekli alanlar olarak tanımlanmıştır. 5. fıkrasında da, koruma alanı, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması veya tarihi çevre içinde korunmalarında etkinlik taşıyan korunması zorunlu olan alan olarak ifade edilmiştir. Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere, arkeolojik sit alanı genelde çok geniş bir sahayı kapsamakta, kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunma alanı ise sit alanı içerisinde, ancak daha küçük yüz ölçüme sahip kısımlarda kalmaktadır. Kültür ve tabiat varlıkları ile bunların korunması için zorunlu bulunan alanlardan oluşan bütünler, geçmişten günümüze intikal eden ve bugünden de yarınki nesillere aynen devredilmesi gereken, yeri doldurulamaz çok değerli kültür arazileridir. Aynı Kanunun 11. maddesi ile de, yalnızca korunması zorunlu kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Az öncede belirtildiği üzere; uyuşmazlık konusu parselin bulunduğu Telmessus 1. derece doğal ve arkeolojik sit alanı içerisinde, Koruma Kurulu Kararına ekli listede isim ve nitelikleri yazılı yerler arasında yer almaktadır. Tüm bu açıklamalara göre; dava konusu parsel ve çevresinin bulunduğu Telmessus 1. derece arkeolojik doğal sit alanı ile içerisinde bulunan anıt eserler 2863 sayılı Kanun hükümleri uyarınca korunması gerekli taşımaz ve kültür varlıklarındandır. Aynı Kanunun 5. maddesinde de, korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları Devlet malı niteliğinde olup 11. maddeye göre de, zilyetlik yolu ile kazanılmaları mümkün değildir. Yukarıdan beri açıklanan madde ve hukukî olgular karşısında dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü yoluna gidilmiş olası doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy