(743 S. K. m. 612) (4721 S. K. m. 677) (3402 S. K. m. 15)
Dava: Nur ve müşterekleri ile Muhsin ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kandıra Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 03.10.2001 gün ve 8-360 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.04.2002 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Muhsin ve müşterekleri vekili Av. E. geldi, tebligata rağmen başka kimse gelmedi, Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar uyuşmazlık konusu parsellerin tapu kayıtlarının miras payları oranında iptalleri ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar uyuşmazlık konusu taşınmazların kök miras bırakan M. Ali'den kaldığını mirasın taksim edilmediğini, kadastro çalışmaları sırasında tüm parsellerin davalılar adına tespit edildiğini ileri sürerek miras payları oranında iptal ve tesciline karar verilmesini, davalılar dava konusu parsellerdeki miras paylarının davacıları yakın murisleri Hediye tarafından kendi miras bırakanları H.e 1938 yılında satıldığını o tarihten tespit tarihine kadar taşınmazların tümüne zilyet olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece taşınmazların kök miras bırakan M. Aliden kaldığı ancak davacıların yakın murisi hediyenin miras payını davalıların murisi H.e satıp devrettiği kanıtlanmadığı, mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı işlemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu tüm parsellerin tarafların kök miras bırakanı M. Ali den kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu parseller kadastro çalışmaları sırasında vergi kaydı ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak davalılar adına tespit edilmiştir. Taşınmazların ortak miras bırakanı M. Aliden kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığına göre miras payının satış ve devrinin buna dayanarak davalı tarafça kanıtlanması gerekir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.612 ve daha sonra yürürlüğe giren TMK. nın 677 md. hükmüne göre, bir mirasçının diğer mirasçıya miras payının devrinin geçerli olabilmesi için devrin yazılı olması gerekir. Ancak 3402 sayılı K.K.nun 15.maddesinde elbirliğiyle mülkiyet halinde ortaklardan biri ve birkaçının belirli bir taşınmazdaki paylarını diğer ortaklara devir ve temlikini tapulu taşınmaz mallarda yazılı tapusuzlarda ise her türlü delil ile kanıtlanacağı belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu taşınmazlar öncesi itibarı ile tapusuz olan yerlerdir. Davalılar dinlettikler tanıklar Ahmet, Niyazi ve İbrahim davacıların miras bırakanı hediyenin dava konusu taşınmazlardaki paylarının davalıların miras bırakanı Hüseyine devrettiklerini ve daha sonra hediyenin İstanbula yerleştiğini davalılar ve miras bırakanlarının zilyet olduğunu bildirmişlerdir. Tanıklar yaşları itibarı ile satış ve devir olgusunu bilecek yaşta değil iseler de her iki tarafa olan yakınlıkları nedeni ile bu husus aile büyüklerinden naklen anlattıklarını bildirmişlerdir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre uzun süreli zilyetlik satış ve devir olgusuna karine teşkil eder. Bu açıklamalar karsısında davacılaraın miras bırakanı hediyenin miras payını 1938 yılında davalıların miras bırakanı Hüseyine devrettiği ve adına kayıtlı bulunan 1938/324-424 tahrir numaralı vergi kayıtlarının kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Bu açıklamalar karşısında mahkemenin davanın kabulüne ilişkin gerekçesi yerinde bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıdan beri izah edilen maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Davlılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmüm HUMK.428 nci md. uyarınca BOZULMASINA 30.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy