(743 S. K. m. 581) (4721 S. K. m. 640) (3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 73, 258, 259)
Dava: Rahmi Karakaş ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Erbaa Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 5.6.2002 gün ve 284/406 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel bilirkişi, dava konusu taşınmazın davacıya muris babasından kaldığını ileri sürmüş olduğuna ve taksim hakkında bir açıklamada bulunmadığına göre, davacıdan murisine ait mirasçılık belgesinin istenilmesi, ölüm tarihine göre terekesi elbirliğiyle mülkiyet hükümlerine tabi ve davacıdan başka mirasçılar mevcut ise, onların da açılmış bulunan davaya katılmalarının sağlanması veya yöntemine uygun bir biçimde muvafakatlarının alınması ya da davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK. nun 581, 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK. nun 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci atanıp, onun aracılığıyla davaya devam olunması gerekmektedir.
İşin esasına gelince: Davacı kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Davacı; dilekçesinde, tanık deliline dayandığı ve tanıklarını göstermiş olduğu halde, tanıkları dinlenilmeksizin yerel bilirkişi sözleriyle yetinilmiş olması doğru değildir. Zilyetlik olayları maddi olaylardan olup, tanık ve benzeri delillerle kanıtlanması gerekir. Kadastro Kanununun 14. maddesinde zilyetlik olgusu bakımından yerel bilirkişi sözlerine başvurulacağı açıklanmış ise de, bilirkişinin sözleri, kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından yetersizdir. Bu husus göz önünde tutularak davalı tanıklarının HUMK. nun 258. maddesi uyarınca davetiye ile çağırılmaları, aynı Kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca, dava konusu taşınmaz başında, dinlenilmeleri, zilyetliğin başlangıcı, süreci, niteliği ve tespit tarihine kadar kazanmaya yeterli olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, ayrıca davada vergi kaydı gibi bir belgeye dayanılmadığına göre, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü göz önünde tutularak, davacı, miras bırakan ve diğer mirasçılar bakımından miktar araştırmasının usulüne uygun olarak yapılması, taşınmazın kuru veya sulu niteliğinin köy Hizmetleri İl Müdürlüğü'nden sorulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 10.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy