(4721 S. K. m. 640)
Dava: Mustafa Hulusi ve Şükrü Cerit ile Hazine ve Bademli Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Emirdağ Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.5.2002 tarih ve 529/316 s. hükmün Yargıtayca tetkiki Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 312 ada 16 ve 233 ada 85 parselin tapu kayıtlarının eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaların, davacılara miras bırakanı ve babaları Ömerden kaldığı ileri sürüldüğüne, tanıklarca da doğrulandığına ve taksim hakkında da bir açıklama yapılmamış bulunduğuna göre, miras bırakan Ömere ilişkin mirasçılık belgesinin istenilmesi, ölüm gününe göre terekesi elbirliğiyle mülkiyet hükümlerine tabi olup da davacılardan başka mirasçıların olduğu belirlendiği taktirde, onların da açılmış bulunan davaya muvafakatlerinin alınması veya TMK. nun 640. maddesi hükmü uyarınca, miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle, onun huzuru ile davaya devam olunması gerekmektedir.
İşin esasına gelince: Uyuşmazlık konusu 312 ada 16 parsel, kadastro çalışmaları sırasında köy tüzel kişiliğinin zilyetliğinde bulunan yerlerden olup, Belediye teşkilatının kurulması sebebiyle Hazine adına tesbit edilmiş, 233 ada 85 parsel de 2922 tahrir numaralı mera kaydının kapsamında kalması nedeniyle, mera olarak sınırlandırılmıştır. Yerel bilirkişiler ve davacı tanıkları, 16 parselin davacılara miras bırakanları ve babaları Ömer Ceritten kaldığı, 85 parselin de davacılar tarafından 1965 yılında Habib Ceritten satın ve devralındığını, tesbit ve sınırlandırma gününe kadar kazanmayı sağlayan zilyetliklerinin oluştuğunu, kadastro tespiti sırasında nazara alınan 2922 tahrir numaralı vergi kaydının mevkii ve sınırları itibariyle çok geniş bir alanı kapsadığını bildirmişlerdir.
Bir taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için, sair kazanma koşulları yanında, özel mülkiyete elverişli yerlerden olması gerekir. 233 ada 85 parselin tahsisli mera olup olmadığının Özel İdare, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulup araştırılması, mevcutsa tahsis haritası ve dayanaklarının getirtilip dosya arasına konulması, taşınmazın mera toprağı olup olmadığı hususunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekir. Bundan ayrı, taşınmazın öncesi itibariyle niteliği hakkında yerel bilirkişi ve tanıklar açıklamada bulunmamışlardır. Yeniden taşınmazlar başında keşif yapılmak suretiyle, taşınmazların öncesi itibariyle niteliği, mera toprağı olup olmadığı, mera değil ise zilyetliğin başlangıcı, süreci ve niteliğinin kendilerinden sorulup belirlenmesi, ayrıca sınırında yer alan derenin aktif yatağı ve etkisi altında kalan bir yer olup olmadığı hususunda jeolog bilirkişinin görüşüne başvurulması, bütün bu eksikliklerin yerine getirilmesi ve tamamlanmasından sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA 24.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy