(743 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Hasan Şenlioğlu ile Mahmut Sıtkı ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kazan Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 26.12.2001 gün ve 290-359 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 438 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsele ait kadastro tutanağında, 78 numaralı vergi kaydı ve zilyedliğe dayanılarak 30.07.1957 tarihinde Mahmut oğlu Muhsin Sıtkı adına tescil edilmiş, Hazinenin tespit maliki aleyhine Ankara Gezici Arazi Kadastro Mahkemesine açmış olduğu davanın yapılan yargılaması sonunda 11.08.1965 gün 1958/2415 esas,1965/370 karar sayılı hükümle, Hazinenin itiraz davasının reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi Muhsin Sıtkı adına tapuya tesciline karar verilmiş ve bu hüküm 10.01.1968 tarihinde kesinleşmiş ve aynı tarihte tapuya tescil edilmiştir. Davacı, dava konusu taşınmazı 29.12.1960 günlü belge ile Muhsin Sıtkı'dan satın ve devraldığını, o tarihten bu yana taşınmaza zilyed olduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, tapulu taşınmazın haricen satışının geçersiz bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
TMK. nun 706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükümlerine göre, tapulu bir taşınmazın satışının geçerli olabilmesi için, işlemin tapu memuru huzurunda yapılması gerekir. Mahkemenin gerekçesi Kanuna uygun ise de somut olayda durum değişiktir. Dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapusuz bir yerdir. Davacı, tesbitten sonra, kesinleşmeden önce taşınmazı tapusuz bulunduğu devrede satın almıştır. Satışın yapıldığı tarihten taşınmaz tapusuz bulunduğuna göre, satış ve zilyedliğinin devri ile mülkiyeti alıcısına geçer. Bu nedenle, mahkemenin gerekçesi yerinde bulunmamaktadır. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delileri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyaranca BOZULMASINA ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy