(3402 S. K. m. 16)
Dava: Ali ile H. Köyü Muhtarlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Göynük Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 9.7.2002 gün ve 153/ 122 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 138 ada, 52 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı köy temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı köy vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, Aşağı Mahalle içme suyunun çıktığı yer olup halen hayvan sulama yeri olarak kullanıldığının, muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükümleri uyarınca davalı köy tüzel kişiliği adına pınar yeri niteliği ile 16.5.1990 tarihinde tespit edilmiştir. Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kadastro tutanağındaki açıklamalara göre, dava konusu yerin köy hayvanlarının sulanmasına mahsus sulak yeri olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür yerler, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi kapsamında kalan kamunun yararlandığı ortak yerlerdendir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, bu tür uyuşmazlıklarda, yerel bilirkişi ve tanıkların bu yerden yararlanmayan komşu köyler halkı arasından seçilip dinlenilmeleri gerekmektedir. Mahkemece, uygulama ile benimsenen bu ilke göz önünde tutulmaksızın yerel bilirkişi ve tanıkların davalı H. Köyü halkı arasından seçilip dinlenilmesi doğru görülmemiştir. Bu yön göz önünde tutularak, davacı ve davalı köy temsilcisine komşu köyler halkı arasından yerel bilirkişi ve tanık göstermek üzere süre tanınması, gösterdikleri kimselerin HUMK.'nun 258. maddesi uyarınca davetiye ile çağırılarak taşınmaz başında keşif yapılarak, bu yerin niteliği, köyün sulak yeri olarak yararlandığı bir yer olup olmadığının kendilerinden sorulup belirlenmesi, Kadastro Kanununun 16/B maddesi kapsamında kalan sulak yer ise, böyle bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olamayacağının düşünülmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı köy vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy