(3402 S. K. m. 17)
Dava: Mehmet Kamçı ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Çatalca 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.04.2002 gün ve 129-195 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 1106 parselin tapu kaydının kısmen iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 1106 parselin esası 157 parseldir. 157 parsele ait kadastro tutanağında, 7.9.1938 gün ve 127 numaralı tapu kaydına dayanılarak 15.7.1969 tarihinde Salih oğlu Ömer Çiftçi adına tespit edilmiş, itirazı komisyonca reddedilen Hazine vekilinin Çatalca Kadastro Mahkemesine açmış olduğu kadastro tespitine itiraz davası sonunda 28.12.1983, gün 7/1554 esas ve karar sayılı hükümle dayanak tapu kaydının üç sınırının çalılık okuması nedeniyle kayıt miktarı kadar yerin 157 parsel numarası ile tespit maliki Salih oğlu Ömer Çiftçi adına tapuya tesciline, miktar fazlası olan 6690 m2. nin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, dava konusu parsel kesinleşen mahkeme hükmüne dayanılarak oluşturulmuştur.
Davacılar, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. 157 parsele uygulanan yukarıda tarih ve sayısı yazılı dayanak tapu kaydının 3 sınırı çalılık yazılıdır. Dosya içeriğine göre, tapu kaydında yazılı miktar kadar yer, 157 ve 160 parsel numaraları ile tespit edilmiş olup, kayıt miktar fazlasının tapu kaydının sınırında yazılı fundalıktan ve çalılıktan elde edildiğinin kabulü gerekir. Ayrıca, Kadastro Mahkemesi dosyasındaki bilgilere göre taşınmazın bulunduğu yerde 1953 yılında 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca çalışma yapıldığı, dava konusu taşınmazın sınırında yer alan diğer parsellerin çalılık olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Toprak Komisyonunca yapılan belirtme tarihinden kadastro tespitinin yapıldığı 1969 tarihine kadar kazanmayı sağlayan süre geçmemiştir. Her ne kadar davacılar imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuş iseler de, kayıt miktar fazlası olan yerin toprak komisyonunca yapılan çalışmalar sırasında çalılık olarak belirtildiğine, çevresindeki taşınmazlarında aynı nitelikte olduğu belirlenmiş bulunduğuna ve o tarihten tespit tarihine kadar kazanmayı sağlayan süre geçmemiş olduğuna göre, böyle bir yerin kazanılması mümkün olamaz. İncelenmekte olan dosya nedeniyle dinlenen ziraatçı uzman bilirkişi, taşınmazın krokide C harfi ile gösterilen bölümünün halen çalılık olduğunu açıklamış bulunduğuna göre, kazanma koşullarının davacılar lehine oluştuğu kabul edilemez. Bu nedenle yerel mahkemece benimsenen davanın kabulüne ilişkin gerekçe yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, krokide B harfi ile gösterilen bölüme ait tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Tüm bunlardan ayrı olarak dava konusu edilen ve krokide A harfi ile gösterilen bölüm hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 12.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy