(4721 S. K. m. 713/1)
Dava: Yakup ile Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının reddine dair K. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 08.10.2002 gün ve 21/38 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabii olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.06.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı Yakup bizzat ve vekili ve karşı taraftan Hazine vekili ile Orman Genel Müdürlüğü vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Orman İdaresi temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, tescil konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden elde edilmesi nedeniyle Orman Kanununa muhalefetten davacı hakkında açılan kamu davasına ilişkin Sulh Ceza Mahkemesinin 2002/9 ve 2002/26 esas numaralı dava dosyalarının bulunduğunu, orman toprağının zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Gerekçede benimsenen Sulh Ceza Mahkemesine ait her iki dava dosyası derdest olup sonucu beklenilmeden ve taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığı gereği gibi araştırılmadan davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide taşınmazın sınırında köy yolu ve köye ait yerler bulunmaktadır. Tapusuz taşınmazın TMK. nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili istenildiğine göre ilgisi yönünden davanın S köyü tüzel kişiliğine yöneltilmesi, yargılamaya geldiği takdirde savunma ve delillerinin tespiti gerekmektedir. Taraf teşkili yapılmadan işin esasına girişilmiş olması doğru değildir.
Dava, tapusuz taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescili isteğine ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin Hazineye karşı kanıtlanması gerekir. Davacı dilekçesinde tanık deliline dayandığı halde mahkemece tanıkları dinlenilmeden yerel bilirkişinin sözleri ile yetinilmiştir. Yerel bilirkişinin sözleri kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından yeterli değildir. Davacı, tanık deliline dayanmış olduğuna göre kendisinden tanıklarını liste halinde mahkemeye vermek üzere süre tanınması, taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden sorulması gerekmektedir. Taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünden yapılan incelemede noksandır. Bu yerde yetkili orman kadastro komisyonlarınca sınırlandırma yapılıp yapılmadığı, Orman İdaresinden sorulmamış, ormancı bilirkişi sınırlama çalışmalarının yapılmadığını bildirmiş ise de, neye dayanarak bu sonuca ulaştığını açıklamamıştır. Bundan ayrı nazara alınan memleket haritalarının da hangi tarihe ait olduğu belli değildir. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen kroki ölçeksiz olup TMK. 713./ son fıkrası hükmüne de uygun değildir. Tüm bu yönler göz önünde tutularak taraf teşkili yapıldıktan sonra, taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığının Orman İdaresi'nden sorulması, yapılmış ise sınırlandırmaya ait harita ve tutanakların getirtilip dosya arasına konulması, davacıya tanık göstermek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra yerel teknik ve ormancı bilirkişi aracılığıyla keşif yapılmasına, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının davetiye ile çağırılarak yeniden dinlenmesi, taşınmazın öncesi itibariyle niteliği kazanılmaya elverişli yerlerden bulunup bulunmadığı, kazanılmaya elverişli yerlerden ise davacı ve satıcısının zilyetliğinin başlangıcı, süreci ve niteliğinin kendilerinden sorulması, ormancı bilirkişi marifetiyle taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, orman sınırlandırması yapılmamış ise, memleket haritası, amenajman planları ve hava fotoğraflarına göre orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, kazanılacak yerlerden ise yerel ve gazete ilânlarının yapılması, ilan sürelerinin dolmasının beklenilmesi, taşınmazın tesciline ve infaza elverişli fenni bilgilere ait krokisinin düzenlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 8.000.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy