(3402 S. K. m. 18)
Dava: Havva Acar ve İsmail Özbekoğlu ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Cihanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.02.2003 gün ve 643-39 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili, 150 ada 6 parselin belli bölümlerinin tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, öncesi hali yerlerden iken 1955-1960 tarihleri arasında Ali oğlu Mehmet Özbekoğlu tarafından sürülerek tarla haline getirildiği, 5 parsele uygulanan tapu kaydının doğu hududunun Hoydus (Akıncılar) Köyü mer'ası göstermesi nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi hükmü uyarınca 25.06.1992 tarihinde tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar vekili, vekil edenleri adına tespit ve tescil edilen 5 parselle birlikte dava konusu taşınmazın dağıtım yolu ile miras bırakan Mehmet Özbekoğlu'na verildiğini, o tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davacılar adına tespit edilen 150 ada 5 parsel 154 dönüm yüz ölçümlü 01.02.1955 gün ve 145 numaralı tapu kaydına dayanılarak 157625 m2. olarak 25.02.1992 tarihinde davacılar ile davada taraf durumunu almayan diğer müşterekleri adına paylı olarak tapuya tescil edilmiştir. Yapılan inceleme ve dosyadaki belgelere göre taşınmazın bulunduğu yerde 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca uygulama yapıldığı, davacılar adına tapu kaydına dayanılarak tespit ve tescil edilen 5 parselin 1155 belirtme parsel numarası ile davacıların miras bırakanı Mehmet Özbekoğlu adına, dava konusu taşınmazın da hudut harici bırakıldığı açıklanmıştır. Tablendikatife göre dava konusu yer Hoydus (Akıncılar) Köyü'nün mer'ası olarak etrafında bulunan diğer parsellerle belirtilmiş bir yerdir.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 150 ada 5 parsel, yukarıda tarihi ve sayısı yazılı tapu kaydına dayanılarak davacılar ile diğer müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacıların miras bırakanları Mehmet adına kayıtlı bulunan dayanak tapu kaydında dava konusu taşınmaz yönü Hoydus Köyü mer'ası olarak gösterilmiştir. Mer'a sınırı kural olarak değişmeye ve genişletmeye elverişli sınırlardan sayılır. Böyle bir sınırı içeren tapu kaydı miktarı ile geçerlidir. Tapu kaydında yazılı miktar kadar yer davacılar ile diğer müşterekler adına tespit ve tescil edildiğine göre dava konusu yerin tapu kaydında gösterilen komşu köy mer'asından elde edildiğinin kabulü gerekir. Ne var ki mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır. Paftaya göre taşınmazın doğusunda Hoydus (Akıncılar) Köyü çalışma alanı başlamaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, bu yerde önceleri itibariyle Akıncılar Köyü mer'asının bulunduğunu, daha sonra köylüler tarafından paylaşılmak suretiyle ortadan kaldırıldığını bildirmişlerdir. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak sınırda yer alan Akıncılar Köyü'nün bu bölümünde kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kadastro paftası ve sınırda yer alan parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları ile Akıncılar Köyü'nün tahsisli mer'asının olup olmadığının, var ise buna ait mer'a norm kararı ve haritasının getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yeniden keşif yapılmak suretiyle bu belgelerin yerine uygulanarak dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle mer'a olup olmadığının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, belgelere göre mer'a olup olmadığının araştırılması, öncesi mer'a olan bir yer ise süresi neye ulaşırsa ulaşsın böyle bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilemeyeceğinin göz önünde tutulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 05.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy