(743 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: Adnan Öztürk ile Hazine, Orman Genel Müdürlüğü, Balçık ve Pelitli Köyleri Muhtarlıkları aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine ve kısmen de işlemden kaldırılmasına dair Gebze Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.03.2003 tarih ve 960/206 s. hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca tetkiki Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.06.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili avukat Ayla Dadalı ve karşı taraftan Orman Genel Müdürlüğü vekili Avukat Aysun Gökçe geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, Teknik Bilirkişi Ömer Muhcu tarafından düzenlenen krokide (A) harfi ile gösterilen 51.229.36 m2lik taşınmaz bölümü hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği, harici satın alma, eklemeli zilyetlik, imar ve ihya hukuksal nedenlerine dayalı, TMK. nun 713/1, 3402 s. Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece, Dairenin 19.11.2002 tarih ve 2002/5901-8570 s. bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma gereklerini tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraf (burada Hazine) yararına usulü kazanılmış hak doğar. Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, uyulan bozma ilamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması zorunlu hale gelir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın Fethullah Ceylan tarafından imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini, 1984 yılında davacıya satıp devrettiğini belirterek tescil isteğinde bulunmuştur. Hazine vekili, taşınmazın mera olduğunu savunduğuna göre, meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasında seçilecek yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri uyarınca yeniden yapılacak keşifte, keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, bu konuda tanıklarını bildirmeleri için taraflara süre ve imkan tanınması, taşınmazın Balçık Köyü ile Pelitli Köyü sınırında yer aldığı gösterilerek her iki köye ilişkin tahsisli mera kayıtlarının olup olmadığı Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden, uzman ormancı bilirkişinin raporuna göre; 1944 yılında kesinleşen orman sınırlandırılmasına ilişkin harita, tutanaklar ve ekleri dahil olmak üzere; 1951 yılında yapıldığı bildirilen Maki Tefrik Komisyonlarının yaptığı çalışmalara ait harita ve belgeler ile 1988 gününde 6831 s. Yasanın değişik 2/B maddesi uygulaması ile ilgili harita ve tutanaklar orman yönetiminden, uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu 275, 251, 250 (1339), 244 ve 656 s. parsellere kadastro (tapulama) sırasında uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının yine Tapu Sicil Müdürlüğü ile Özel İdare Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra bunların yerel, teknik ve uzman bilirkişiler aracılığıyla zemine uygulanması, kadim ve tahsisli mera araştırmasının yapılması, komşu parsellere ilişkin kayıtların taşınmaz yönünü ne gösterdiklerinin belirlenmesi ve taşınmazın niteliğinin açık bir biçimde saptanması gerekir. Bundan ayrı; davacının taşınmazı 1984 yılında satın aldığı ve dava gününe kadar bağımsız 20 senelik zilyetlik süresinin dolmadığı gözetilerek satıcısı Fethullah Ceylan yönünden 3402 s. Yasanın 14. maddesindeki miktar sınırlamaları sebebiyle değerlendirilmek üzere, belgesizden taşınmaz edinip edinmediğinin Kadastro Müdürlüğünden sorulması gerekmektedir.
Tüm bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması bozmaya uyma ile oluşan usulü kazanılmış hak ilkesine, usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000.-lira vekalet ücretinin KDVsi ile birlikte davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil edilen Hazineye verilmesine 24.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy