(3402 S. K. m. 17) (3116 S. K. m. 13) (6831 S. K. m. 2) (4785 S. K. m. 1)
Dava: Hüsnü Oktay Görk ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ümraniye 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.12.2002 tarih ve 24/398 s. hükmün Yargıtayca tetkiki Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu parsele ilişkin tapu kaydının kısmen iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 250 parsel başka parselden ayırma sonucu oluşmuştur. Dosyaya ibraz edilen belgelere ve tapu kayıtlarına göre davalı taşınmaza ait tapu kaydının kronolojik açıdan hukuki oluşumu (geldisi) ve el değiştirmesi aynen şöyledir; 1942 yılında 3116 s. Orman Yasasının Hükümleri uyarınca yapılan orman sınırlama çalışmaları sırasında, dava konusu ve çevresindeki bütün alanlar orman olarak sınırlanmış ve buna dayanılarak 07.12.1942 gün, 7, 13, 14, 15 ve 16 sıra numaralarında Devlet ormanı niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edilmiş, kütüğün özel sütununda Ziraat Vekaletine tahsisli olduğu açıklanmıştır. Taşınmazın bulunduğu çalışma alanında 1972 yılında yapılan genel kadastro çalışmaları esnasında yukarda gün ve sayısı yazılı tapu kayıtları 211, 212, 213, 214 ve 215 parsellere revizyon görmüş, devlet ormanı niteliği ile Hazine adına kadastro yolu ile tapuya tescil edildikten sonra 14.10.1996 gününde yapılan birleştirme sonucu 226 parsel, aynı tarihte yapılan ayırmada da 242 ile 265 parseller oluşmuştur. Son defa yapılan ayırma sonucu oluşan parsellerin Devlet Ormanı niteliği değiştirilerek hali arazi niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, tapu kaydının özel sütununda 2/B madde dışıdır denilmiştir.
Davacı vekili kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 250 parselin kesinleşmiş orman sınırlama hattının dışında kalan, orman sayılmayan yerlerden olduğu, kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilebilmesi için Kanunda yazılı sair kazanma koşulları yanında taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Ayrıntıları dosya arsında bulunan yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca düzenlenen sınırlama haritası, tutanakları ve eklerine göre dava konusu parsel ve çevresinde bulunan bütün taşınmazlar orman sayılan yerlerden olması sebebiyle devlet ormanı olarak sınırlandırılmış ve itiraz olmaksızın kesinleştikten sonra yukarda tarihi ve sayısı yazılı tapu kayıtları ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Sınırlamaya ait harita, tutanaklar ve dayanak tapu kayıtlarının oluşumuna esas olan dayanak tapu kayıtlarına teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen krokilerdeki açıklamalara göre 250 parsel 07.12.1944 gün ve 7 numara ile Hazine adına tapuya tescil edilen Soğuksu, Ali Paşa Devlet Ormanı içerisinde kalan bir yerdir. Dayanak tapu kaydına göre, Soğuksu, Ali Paşa Devlet Ormanının yüzölçümü 3.679.120 m2dir. Yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca düzenlenen haritaya göre Soğuksu, Ali Paşa Devlet Ormanı, Soğuksu Vakıf Ormanı, Soğuksu Devlet Ormanı, Reşadiye Devlet Ormanı, Simitçi Yatağı Devlet Ormanı, Simitçi Yatağı Vakıf Ormanı ve Kovanpınarı Devlet Ormanları ile çevrili bulunmaktadır. Alemdağ Orman İşletme Şefliğinin 07.04.1999 tarih ve 320 s. karşılık yazısına ekli Tapu İdaresinin 24.06.1954 tarih ve 2276 yevmiye numaralı tapu kaydına göre, Alemdar-Reşadiye Köyü, Yediveren-Orta, Meşeliburun-Orta, Taşlıburun, Kovanpınarı, Domuzgölleri, Defneli, Simitçiyatağı ve Soğuksu mevkiilerindeki 8 parça taşınmazın Atik Valide Vakfı adına kayıtlı iken bu yerlerin birbirine bitişik olması sebebiyle birleştirilerek bir parça halinde 4785 s. Yasasının hükümleri uyarınca devletleştirildiği, devletleştirme sebebiyle İstanbul Devlet Ormanı İşletme Müdürlüğünün 16.04.1954 tarih 5352/5033 s. yazılarına dayanılarak Hazine adına tescil edildiği bildirilmiştir.
Gerek orman sınırlamasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3116 s. Orman Yasanın ve gerekse 1956 yılında yürürlüğe giren 6831 s. Orman Yasanın hükümleri uyarınca orman sayılan bir yerin kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmadığı gibi böyle bir yerin özel mülkiyet biçiminde tapuya tescil edilmesi de mümkün olmaz. Sair taraftan 3402 s. Kadastro Yasasının 17. maddesi hükmüne göre orman sayılan bir yerin imar ve ihya yoluyla da kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Orman sınırlamasının yapıldığı ve kesinleştiği tarihte yürürlükte bulunan 3116 s. Orman Yasasının 13. maddesi hükmüne göre sınırlanması yapılmış ve kesinleşmiş olan ormanların hiç bir harç ve resim alınmaksızın Hazine adına tescil edileceği açıklanmıştır. Yukarda da izah edildiği üzere, dava konusu parsel ve çevresindeki bütün taşınmazlar 1942 yılında yapılan orman sınırlamaları sırasında Devlet ormanı olarak sınırlanmış ve bu niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Her ne kadar 14.10.1996 gününde yapılan ayırma sonucu taşınmazın hali arazi niteliği ile Hazine adına tescil edilmiş ise de, baştan itibaren Devlet ormanı olarak sınırlandırılan ve bu niteliği ile tapuya tescil edilen bu taşınmazların niteliğinin değiştirilme nedeni açıklanmamıştır. Devlet ormanı olarak tapuya tescil edilen bir yerin ayırma veya birleştirme işlemleri sırasında eski niteliğinin bırakılarak hali arazi niteliği ile tapuya tescil edilmiş olması hukuken bir değer taşımayacağı gibi bu sebeple de taşınmazlar devlet ormanı niteliğini yitirmezler. Böyle bir yer ancak 6831 s. Orman Yasanın değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi ve bu sebeple orman dışına çıkarılması, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması halinde ancak böyle bir yerin kazanılması mümkün olabilir. Somut olayda taşınmazların bulunduğu yerde nitelik kaybı nedeniyle orman dışına çıkarma işlemleri yapılmamıştır. 14.10.1996 gününde yapılan ayırma ve birleştirme sonucu oluşturulan dava konusu 250 parselin düşünceler ve işlemin şekli sütununda 2/B madde dışıdır denilmiş ise de dayanağı olmayan bu açıklama daha sonra Tapu Sicil Müdürlüğünce doğrudan doğruya kütükten silinmiştir. Bu açıklamalar karşısında dava konusu yerin nitelik kaybı nedeniyle orman dışına çıkarılan bir yer olduğunun da kabulü mümkün değildir. Her ne kadar bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 25.11.2001 tarihli raporda 250 parselin 1942 ve 1943 yıllarında yapılan orman sınırlandırma hattının dışında kaldığı ve evvelden beri hiç orman olmamış kültür arazisi olduğu, 4785 s. Yasaya göre Devletleştirmeye tabi olmadığı, Devletleştirilen Atikvalide Vakfı adına yazılı 29.05.1930 tarih, 26 ve 33 sıra numaralarında kayıtlı tapu kayıtlarının ve haritasının kapsamında kalmadığı belirtilmiş ise de, yukarda hukuki oluşumu ayrıntılı olarak açıklanan tapu kayıtları ve dayanak belgeler karşısında bu açıklamalar yerinde görülmemiştir. Taşınmazın yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca düzenlenen orman sınırlama harita ve tutanaklarının, buna dayanılarak oluşturulan tapu kayıtlarına göre, Devlet Ormanı olduğu sabit olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 30.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy