(1086 S. K. m. 193, 432, 434) (3402 S. K. m. 16) (743 S. K. m. 639)
Dava: Halime ile Hazine, B. Belediye Başkanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, dahili davalılar M. İl Özel İdare Müdürlüğü, Şükrüye ve Birsen aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Marmaris Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 31.05.2002 gün ve 385/749 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Halime Evren vekili, vekil edeni adına kayıtlı 130 ada 63 parselin batısında yol olarak bırakılma işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi ile davalı Belediye temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hüküm davalı Hazineye 22.01.2003 tarihinde tebliğ edilmiş olup, Hazine vekili tarafından verilen tarihsiz temyiz dilekçesi 26.02.2003 tarihinde hakim tarafından havalesi yapılarak 05.03.2003 tarihinde temyiz defterine kaydı yapılmıştır. Hükmün tebliğ tarihi ile hakimin havale tarihine göre temyiz isteği HUMK.nun 432. maddesinde belirtilen 30 günlük süre içerisinde yapılmıştır. Aynı Kanunun 434. maddesi hükmüne göre temyiz isteği harca tabi olmayan durumlarda dilekçenin temyiz defterine kayıt edildiği tarihte yapılmış sayılır. Somut olayda süresinde verilen temyiz dilekçesinin daha sonraki bir tarihte davalı Hazine vekili tarafından getirildiği belgelendirilmemiş bulunduğuna göre Hazinenin temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulü gerekir. Davacı vekilinin temyiz dilekçesine karşı vermiş olduğu layihada ileri sürmüş olduğu itirazlar bu nedenle yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesindeki açıklamalara ve iddianın ileri sürülüş şekline göre istek kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak bırakılan taşınmaz bölümüne ilişkin işlemin iptali isteğidir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre yollar paftasında gösterilmekle yetinilir. Davacının amacı yolun adına kayıtlı bulunan 63 parselle birleştirilerek tescili isteğine ilişkindir. Ne var ki, somut olayda, davacının tescil isteği bulunmamaktadır. Tescil isteği olmadan yol olarak bırakılan dava konusu yerin davacıya ait parselle birleştirilerek tesciline karar verilmiş olması mümkün değildir. Dairemizin kararlılık kazanan uygulamalarına göre tescil isteği iptali kapsar ise de, tescil isteği olmaksızın bir yerin tapuya tescili mümkün olmaz. Her ne kadar davacı daha önce açmış olduğu dava dosyasından söz etmiş ise de, daha önce açtığı dava HUMK.nun 193. maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiğine göre, davacının daha sonra açmış olduğu eldeki bu dava ile tescil isteğinde bulunması gerekir. Dava dilekçesindeki bu durum gözönünde tutularak davacıya tescil hususunda dava açmak üzere süre ve imkan verilmesi, ondan sonra uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
Bundan ayrı, kısa kararda davanın kabulüne denildiği halde gerekçeli kararda Hazine hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Paftasında yol olarak bırakılan bir yerin terkini istenildiğine ve istek davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.nun 639/1. maddesi çerçevesinde çözümü gereken bir husus olduğuna ve bu tür uyuşmazlıklarda da Hazine yasal hasım durumunda bulunduğuna göre Hazine hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Bu tür uyuşmazlıkların Hazineye karşı çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 12.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy