(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: Özlem Sarıoğlu, müdahil davacı Mehmet Mustafa Kılıç ile Hazine ve Yığar Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Yunak Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.11.2002 tarih ve 67/347 s. hükmün Yargıtayca tetkiki davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, vekil edeni tarafından dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazı 28.08.1975 gününde Mehmet Mustafa Kılıçtan (Mustafa oğlu Mehmet Toprak) Gayrimenkul Satış Senedi ile satın aldığını belirterek vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, 06.06.2001 günlü cevap dilekçesinde 27.09.1970 yılında yapılan idari soruşturmada taşınmazın meradan sökülerek tarla haline getirildiğini, meraların özel mülkiyete konu olamayacağını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, dava dilekçesinin tebliğine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Davaya katılan (davacı) Mehmet Mustafa Kılıç, satış şartlarının gerçek olmadığını, davacının elinde 60 dekar yer bulunduğunu, kalan kısmın kendisine ilişkin olduğunu ifade ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; krokide (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü hakkında davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, aynı gerekçelerle ve yargılama giderleri yönünden Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; harici satın almaya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 s. Kadastro Yasasının 14. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığı konusunda Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı yazıldığı durumda yanıtı beklemeden hüküm kurulmuştur. Bundan ayrı Hazine kadim mera savunmasında bulunduğu halde, mahkemece bu husus üzerinde durulmadığı gibi, taşınmazın bulunduğu köyde ve bölgede 4753 s. Yasa hükümleri uyarınca Toprak Tevzii Komisyonlarınca yapılan çalışmalar sırasında taşınmazın tesbit edildiği belirtmedeki niteliği üzerinde de durulmamıştır. Uyuşmazlık konusu yerin mera olduğu ileri sürüldüğüne göre aynı köy halkından yerel bilirkişi ve tanıkların dinlenmiş bulunmaları da doğru değildir. Bu bakımdan, taşınmaza ilişkin bilirkişi krokisi de eklenmek suretiyle, dava konusu yerin tapuda kayıtlı olup olmadığı Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmalıdır. Aksi durumda çifte tapuya yol açar. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, resen araştırılması zorunludur. Öte yandan Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ile Özel İdare Müdürlüğü dışında köye ilişkin kadim ve tahsisli mera kayıtlarının bulunup bulunmadığının Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulması, varsa Özel İdare Müdürlüğünden gelen mera kayıtları ile birlikte yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla zemine uygulanması, kadim mera savunması gözetilerek, meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasında seçilecek yerel bilirkişi ve tanıkların dinlenmesi, bu konuda taraflara süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri uyarınca keşifte dinlenmelerinin sağlanması, kadim mera olgusu üzerinde durulması, taşınmazın niteliğinin açık bir şekilde saptanması, taşınmaz Toprak Tevzii Komisyonlarınca yapılan belirlemede; belirtme parsel numarası 498, pafta parsel numarası ise 438 olduğuna göre, bunlara ait okunaklı, taşınmazın niteliğini içeren bölümleri de kapsayacak belirtmelik ve eklerinin Konya Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden getirtilmesi, teknik bilirkişi veya kişilerce gelen belirtmelik evrakı üzerinde inceleme yapılarak Toprak Tevzii Komisyonlarınca taşınmazın niteliğinin ne olarak belirlendiğinin saptanmasına çalışılması gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabul şekline göre de; TMK. nun 713/3. maddesi uyarınca Hazine ve kamu tüzel kişileri bu tür davalarda doğal hasım durumunda olup, her türlü yargılama giderleri ile sorumlu tutulamazlar. Tescil davalarının niteliği gereği, harç ve yargılama giderlerinin tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, davalı Hazine ve köy tüzel kişiliğine yükletilmiş bulunması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA 05.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy