(1086 S. K. m. 83)
Dava: Davacı-karşı davalı Mehmet ve davalı-karşı davacılar Fikriye ve müşterekleri ile Hazine, Karayolları Genel Müdürlüğü ve E. Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair E. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 07.03.2003 gün ve 15-19 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Mehmet, miras ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Bozmadan sonra karşı dava yoluyla davaya katılan tescile itiraz davacıları Fatma ve arkadaşları, tescil konusu taşınmazın miras bırakanları V. Nevzat tan kaldığını, davacının tescil isteğinin reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, bozmadan sonra davanın ıslah yolu ile değiştirilmesinin mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dilekçesinde, taşınmazın miras bırakan babası Osman'dan kaldığını ileri sürerek tescil isteğinde bulunmuş, diğer mirasçılar da taşınmazın davacı adına tescil edilmesini istemişlerdir. Davanın kabulüne ilişkin hüküm Hazinenin temyizi üzerine, taşınmazın içerisinden Devlet Karayolunun geçmesi nedeniyle davanın Karayolları İdaresine yöneltilmesi, yol bakımından araştırma yapılması, ayrıca hükmün infaza elverişli bulunmadığı gerekçesiyle bozma sevk edilmişti. Bozmadan sonra karşı davacılar taşınmazın kendilerine ait olduğunu ileri sürmeleri üzerine; davacı, tescil konusu taşınmazın karşı davanın davacılarının miras bırakanı V. Nevzat tarafından kendi miras bırakanına satılıp devredildiğini bildirerek açıklamada bulunmuştur.
Somut olayda, ıslah yolu ile bozmadan sonra davanın ve iddianın değiştirilmesi söz konusu değildir. Dava dilekçesinde dayanılan olayların açıklığa kavuşturulması ıslah olarak nitelendirilemez. Bu nedenle mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Uyulan bozma ilamı uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, karşı davanın davacılarının iddialarını kanıtlamak üzere kendilerine süre ve imkan tanınması, hükmün infaza elverişli şekilde düzenlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy