(743 S. K. m. 634) (4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Zeynep Baş ile İbrahim Yavuz ve Muhterem Yalçın aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Avanos Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.06.2002 tarih ve 107/315 s. hükmün Yargıtayca tetkiki davalılardan Muhterem Yalçın vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 101 ada 75 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı İbrahim Yavuz, davayı kabul ettiğini bildirmiş, sair davalı Muhterem Yalçın davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece harici satışa değer verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Muhterem tarafından temyiz edilmiştir.
101 ada 75 parsel 13.03.1974 gününde Hazine adına tapuya tescil edildikten sonra 03.11.2000 gününde Afetler Yasasının 21. maddesi uyarınca tahsisen davalıların miras bırakanı Keziban Yavuz adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı vekili, dava konusu parselin kayıt maliki Keziban tarafından 01.08.1993 gününde vekil edenine satıldığını açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Harici satışın yapıldığı tarihte dava konusu parsel Hazine adına tapuda kayıtlı olup daha sonra davalıların miras bırakanı adına tapuya tescil edilmiştir. Bu açıklamalar karşısında dava, lehine tahsis yapılan kişi adına sicil oluşturulmadan Hazine adına kayıtlı bulunan tapulu bir yerin satışına ait bulunmaktadır. MK. nun eski 634, yeni 706, Borçlar Yasasının 213 ve Tapu Yasasının 26. maddesi hükmü uyarınca; tapulu bir yerin haricen satış ve devri geçerli değildir. Taşınmazın daha önce kayıt malikine tahsis edilmiş olması mülkiyeti geçiren bir işlem niteliğinde değildir. Kaldı ki; mülkiyeti de edinmiş olsa bile açıklanan yasa maddeleri karşısında satışa değer verilemez. Mahkemece, bu yönler gözönünde tutulmaksızın davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Her ne kadar, davalı İbrahim davayı kabul etmiş ise de, kayıt malikinin ölüm gününe göre terekesi elbirliğiyle mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğundan mirasçılardan birinin tek başına davayı kabul etmesi sonuç doğurmaz. Davalı İbrahimin payı yönünden de davanın kabulü mümkün olamaz. Bütün açıklanan bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Muhteremin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA ve 27.000.000.-lira peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 26.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy