(3402 S. K. m. 12)
Dava: Kadriye ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair K. 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 03.04.2003 gün ve 924-200 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu 2510, 2511, 2513, 2514, 2545, 2546, 2547 ve 2555 parsellere ait tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, 29.4.1999 günlü yargılama oturumunda 2547 nolu parsel hakkındaki davadan feragat ettiğini bildirmiş, beyanı yöntemine uygun bir biçimde tutanağa geçirilmiştir. Mahkemece, feragat beyanı göz önünde tutulmaksızın hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, tutanağın kesinleştiği 27.12.1988 tarihinden 17.12.1998 dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre geçmemiş bulunduğuna göre davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, bu parsel hakkındaki davadan feragat edildiğine göre redde ilişkin hüküm sonucu itibariyle doğru olmaktadır. Davacı vekilinin bu parsele ilişkin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile 2547 parselin sonucu itibariyle doğru olan hüküm bölümünün ONANMASINA,
Diğer parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu parsellere ait kadastro tutanakları 27.12.1988 tarihinde kesinleşmiştir. Dava ise 17.12.1998 tarihinde açılmış bulunmaktadır. Tutanağın kesinleştiği tarih ile dava tarihine göre dava 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde açıkça tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tesbitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı açıklanmıştır. Anılan hüküm uyarınca hak düşürücü sürenin başlangıç tarihi tutanakların kesinleştiği tarihtir. Mahkemece sürenin tespit tarihinden itibaren işlediği yolundaki gerekçesi kanuna aykırıdır. Bu nedenle ret gerekçesine katılmak mümkün değildir. Somut olayda; tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren dava süresinde açılmıştır. Bu nedenle mahkemenin gerekçesi de yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 2510, 2511, 2513, 2514, 2545, 2546 ve 2555 parsellere ilişkin bölümlerinin BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 7.900.000. lira peşin harcın onama harcına mahsubuna, 02.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy