(3402 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 409)
Dava: Mahmut dahili davacılar M. Ali ve müşterekleri ile Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair D. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.11.2002 gün ve 909/576 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine Temsilcisi ile DSİ Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastrodan önceki hukuki nedene dayanarak dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu parsele ait tutanak 31.12.1987 tarihinde kesinleşmiştir. İncelenmekte olan bu dava ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 13.04.1998 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def'i ve itirazlardan önce nazara alınır. Bu nedenle; yargılama bitinceye dek hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından kendiliğinden de gözönünde tutulur.
Davacının aynı parsel hakkında daha önce D. Sulh Hukuk Mahkemesine açtığı dava takip edilmeme nedeniyle HUMK.nun 409/5 maddesi uyarınca 01.04.1993 gün ve 38/23 esas ve karar sayılı hükümle açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, açılmamış sayılmasına karar verilen bir dava hiç açılmamış sayılacağından işlemeye başlamış olan hak düşürücü süreyi kesmez. Önceki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde, dava konusu parsel bakımında işlemiş olan süre başa döner. Davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması Kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 429. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 06.06.2003 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacının aynı taşınmazla ilgili olarak D. Sulh Hukuk Mahkemesince açtığı iptal ve tescil davası 10 yıllık süre dolmadan açılmıştır. D. Sulh Mahkemesinin 01.04.1993 gün ve 1992/38 esas, 1993/23 karar sayılı ve davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hükmü henüz kesinleşmemiştir. Kesinleşmeyen bir hükme dayanılarak davacının 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süreyi kaçırdığından söz edilemez. Öncelikle davanın açılmamış sayılmasına ilişkin Sulh Hukuk Mahkemesi kararı yöntemine uygun olarak kesinleştirilmeli, ondan sonra sonucuna göre uyuşmazlık çözüme kavuşturulmalıdır. Açıklanan nedenlerle Daire çoğunluğunun düşüncelerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy