(1086 S. K. m. 53) (2510 S. K. m. 26) (492 S. K. m. 13)
Dava: Abdülaziz ve müşterekleri, müdahil davacılar M. Kasım ve müşterekleri, dahili davacılar İdris ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ö Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.12.2002 gün ve 1/148 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi müdahil davacılar M. Kasım ve Mevlüt vekili ile davalı Hazine vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davaya katılan M. Kasım ve arkadaşları, dava konusu taşınmazları Hazineden kiraladıklarını açıklayarak reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece 165 ve 245 parseller hakkındaki davanın reddine, 171, 256 ve 301 parsellerin tümü ile 169 parselin tapu kaydının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümleri davalı Hazine vekili ile davaya katılan müdahiller M. Kasım ve Mevlüt vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya katılan M. Kasım ve arkadaşları dava konusu taşınmazların Hazine tarafından kendilerine kiralandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. İddianın ileri sürülüş şekline göre istekleri HUMK.nun 53 ve devamı maddelerinde düzenlenen fer'i katılma isteği niteliğindedir. Yanında davaya katıldıkları Hazine hükmü temyiz ettiğine göre adı geçen kimselerinde Hazine ile birlikte hükmü temyiz etme yetkilerinin bulunduğu hususunda duraksamamak gerekir.
169 parsele ait kadastro tutanağında, 01.12.l962 gün ve 405 nolu tapu kaydına dayanılarak 16.07.1983 tarihinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar dayanak Hazine tapu kaydının tesisinden önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Dayanak tapu kaydına ait belirtmelikte 25 hektar yüzölçüme sahip 1937 tarih ve 138 tahrir numaralı vergi kaydının gayri sabit sınırları içermesi ve İzzet'in ile Mirze ...'nin işgalinde olduğu açıklanarak Hazine adına belirtilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar 170 parsele uygulanan yukarıda tarih ve sayısı yazılı vergi kaydının dava konusu parseli de kapsadığını, belirtme tarihinden geriye doğru davacılar ile miras bırakanları tarafından 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu bildirmişlerdir. Vergi kaydının kapsamında kalan 225000 m2 yer 170 parsel numarası ile kayıt maliklerinin mükellefleri adına tespit edildiği gözönünde tutularak geriye kalan 29600 m2 yerin vergi kaydının kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
301 parselin kadastro tutanağında da, sınırda yer alan 102 ve 154 parsellere uygulanan çay sınırını içeren 1936 tarih ve 142 tahrir numaralı vergi kaydında yazılı miktar kadar yer 102 ve 154 parseller altında vergi kayıt malikleri adına, kayıt miktar fazlası olan dava konusu yer çayır niteliği ile Hazine adına yazılmıştır. Vergi kaydında Çay sınırı yazılı ise de, zeminde çay bulunmayıp, Hazineye ait 151 ve 156 parseller yer almaktadır. 301 parselin tümünün de çayır olarak tespit tarihinden önce davacılar tarafından tasarruf edildiği bildirilmiştir. Yukarıdan beri yapılan açıklamalara göre davalı Hazine vekili ve davaya katılanlar vekilinin 169 parselin kabul edilen bölümüne ve 301 parsele karşı yöneltmiş oldukları temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellere ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
171 parsel 1.12.l962 gün 488 nolu tapu kaydına dayanılarak 16.07.l983 tarihinde Hazine adına tespit edilmiştir. 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca oluşturulan tapu kaydının dayanağı olan belirtmelikte l937 tarih ve 137 tahrir numaralı vergi kaydının zeminde gayri sabit sınırları içerdiği İzzet'in ve Mirze ...'nin işgalinde olduğu açıklanarak Hazine adına belirtilmiş, tapu kaydının edinme sebebi sütununda 2510 sayılı İskan Kanunu'nun 26. maddesi gereğince mecburi iskana tabi tutulan T Köyünden Hüseyin Beyin oğlu Tahir'in 1330 tarihinde ölümü ile hissesinin 1/6'sının adı geçen babası Hüseyin'e intikal etmesine ve Hüseyin bütün arazileri 2510 sayılı İskan Kanununun 10. maddesinin (b) bendi gereğince Hazineye intikal ettiğinden ve hissedarların 16.9.1962 tarihli zabıtla hisselerini rızaen taksimini kabul etmiş bulunmalarından dolayı Hazine adına tescil edildiği açıklanmıştır. Diğer parsellerde olduğu gibi davacılar belirtmeden önceki sebebe dayanmışlardır. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacılar ve miras bırakanlarının zilyetliğinden haber vermiş iseler de, tapu kaydının edinme sebebi sütunundaki Hazine'ye geçiş sebebi üzerinde durulmamıştır. Hazineye zorunlu iskan sebebiyle intikal eden bu yerlerin davacılara nasıl geçtiğinin sorulması, mevcutsa delillerinin yöntemine uygun bir biçimde toplanması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
256 parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince: 83900 m2 yüzölçüme sahip taşınmaz 1.12.1962 gün ve 465 nolu tapu kaydına dayanılarak yukarıda belirtilen tarihte Hazine adına tarla niteliğiyle tespit edilmiştir. Dayanak tapu kaydına ait belirtmelikte dava konusu taşınmazın 10-15 sene önce mer'adan sökülmek suretiyle elde edildiği açıklanmıştır. Komşu köyler halkı arasından dinlenen yerel bilirkişi dava konusu parselin çevresinin öncesi itibariyle köy hayvanlarının otlatılmasına mahsus orta malı mer'a olduğunu, köylülerce sökülerek tarla haline getirildiğini, ancak dava konusu taşınmazın mer'a olup olmadığını bilmediğini söylemiş, tanıklar taşınmazın niteliği hakkında bir açıklamada bulunmaksızın davacılar ve miras bırakanlarının zilyetliğinden haber vermişlerdir. Sınırında yer alan 254 ve 259 parsellere revizyon gören vergi kayıtları dava konusu taşınmaz yönünü davacıların miras bırakanları olarak bilenen Edo tarlası olarak göstermektedir. Açıklandığı üzere belirtmelikteki açıklamalar ve yerel bilirkişi beyanları ile dava konusu taşınmazın sınırında yer alan 254 ve 259 parsellere uygulanan vergi kayıtlarının sınırları bakımından farklılık ortaya çıkmaktadır. Sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi bakımından belirtmelikteki bilgiler gözönünde tutularak dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu köyde oturmayan komşu köyler halkı arasından tanık göstermek üzere davacılara süre tanınması, ondan sonra yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılması, tarafların gösterecekleri tanıkların davetiye ile çağrılıp kendilerinden taşınmazın öncesi itibariyle niteliği mer'adan elde edilen yerlerden olup olmadığının sorulması, belirtmelikteki açıklamalar ile yerel bilirkişi beyanları ve komşu parsellere ait vergi kayıtlarındaki bilgilerin kendilerine hatırlatılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine ve davaya katılan gerçek kişilerin vekillerinin 171 ve 256 parsellere ilişen temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile bu parsellere ilişkin hüküm bölümlerinin BOZULMASINA, 2588 sayılı kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı müdahil davacılardan M. Kasım ve Mevlüt ait 7.880.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubuna, 23.06.2003 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy