(4721 S. K. m. 716) (492 S. K. m. 6)
Dava: Nezir ve Kamile ile Tevfik mirasçıları Adviye ve müşterekleri müdahil Seyfi aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılamasında; davacılardan Nezir'in davasının kabulüne, diğer davacı Kamile yönünden davanın açılmamış sayılmasına dair Silivri Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.4.2002 gün ve 134/373 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Nezir vekili ile Kamile, dava konusu 1055 parselin tapu kaydının 1/3 oranında iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Yargılamanın devamı sırasında ölen davalı Adviye ve arkadaşlarının miras bırakanı Tevfik davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
26.5.2000 günlü dilekçesi ile davaya katılan Seyfi vekili, dava konusu parselin Tevfik tarafından 21.2.1992 gün ve 3293 sayılı satış vaadi sözleşmesi ile vekil edenine satıldığını, dava konusu parselin tapu kaydının iptal ve tescili için Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/2170 esasına kayıtlı derdest dava dosyasının bulunduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı Kamile'nin davasının HUMK.'nun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, dava konusu parselin 1/3 oranında tapu kaydının iptali ile davacı Nezir adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davaya katılan Seyfi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1055 parsel davalıların miras bırakanı Tevfik adına tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Davaya katılan Seyfi taşınmazın satış vaadi sözleşmesi ile kendisine satıldığını ileri sürerek davacıların açmış olduğu davaya karşı koymuştur. Mahkemece, davaya katılan Seyfi'nin isteği hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin yargılama sona erdirilmiştir.
HUMK.'da asli katılma düzenlenmemiş olmakla birlikte Yargıtay uygulamaları ile bu yolda davaya katılma kabul edilmektedir. Davaya katılan Seyfi, dava konusu parselin satış vaadi ile kendisine satıldığını bu nedenle iptal ve tescil davası açtığını ileri sürerek davacıların davasının reddini, kendi lehine bir hakkın tespitini istemiş bulunduğuna göre isteği asli katılma niteliğinde bulunmaktadır. Bu yolla davaya katılma, ilk davadan ayrı bağımsız bir davadır. Bu nedenle asli katılma isteğinde bulunan kişiden gerekli dava harçlarının alınması, kendisine taraf hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekmektedir. 492 sayılı Harçlar Kanununun 6. maddesi hükmüne göre davaya katılandan gerekli harçların alınacağı belirtilmiştir. Somut olayda davaya katılan Seyfi'den dava harçları alınmadan, 23.10.2000 günlü yargılama oturumunda isteğinin kabulüne karar verilmiş olması yeterli değildir. Mahkemece bu hususun gözetilmemiş olması kanuna ve yerleşmiş uygulamalara aykırıdır. Kural olarak bir hükmü temyiz hakkı davanın taraflarına aittir. Asli katılma halinde katılan kişi hükmü taraflardan bağımsız olarak temyiz edebilir. Davaya katılandan dava harçlarının alınması, iddia ve delillerinin sorulması, bağlantı nedeniyle aynı parsel hakkında açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının bu dava ile birleştirilmesi hususunun düşünülmesi, tarafların gösterdikleri tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Kabul şekline göre de az yukarıda açıklandığı üzere davaya katılan Seyfi'nin isteği hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davaya katılan Seyfi vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 4.960.000.- TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.6.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy