(1086 S. K. m. 74)
Mehmet mirasçıları Orhan ve müşterekleri ile Şerife ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair P. 2. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 16.05.2002 gün ve 390/268 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalıların miras bırakanlarına ait 853 ve 855 parsellerdeki paylara ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu kayıtlarına göre 853 ve 855 parseller 5.8.1980 tarihinde hükmen ve ifrazen tarafların ortak miras bırakanı Mustafa kızı Ümmü adına tapuya tescil edilmiştir. Davacılar, davalıların miras bırakanı Mehmet ile davalı Sultan ın her iki parseldeki miras paylarını 30.4.1954 günlü senetle yakın miras bırakanları Halil oğlu Mehmet'e satıp devrettiklerini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Mirasçılık belgesine göre tarafların 11.03.1931 tarihinde ölen kayıt maliki Ümmü mirasçıları oldukları belirlenmiştir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK. nun 612. maddesine göre miras payının satış ve devri yazılı olmak koşulu ile geçerlidir. Somut olayda, adı geçen kimselerin payının satılıp devredildiği belge ile doğrulanmış ve taşınmazların davacılar ve yakın miras bırakanları Mehmet in zilyetliğinde bulunduğu bildirildiğine göre bu yön kanıtlanmış bulunmaktadır. Miras payının devrinin kadastro tespitinden önce veya sonraki tarihte olup olmadığı özellik arz etmektedir. Şayet satış kadastro tespitinden önceki bir döneme rastlıyor ise, o takdirde davanın açılış tarihine göre hak düşürücü süre gerçekleşmiş olacaktır. Dosya arasında bulunan P. Kadastro Mahkemesinin 21.09.1976 gün ve 1955/1175 esas, 1976/2223 karar sayılı hükümde dava konusu her iki parselin 438 ve 440 parsellerden ifrazen kayıt maliki Ümmü adına tescil edildiği açıklanmıştır. Tüm aramalara rağmen kadastro dosyası ve 438 ve 440 parsellerin kadastro tutanakları temin edilememiştir. Bu belirsizlik karşısında miras payı devrinin tespitten sonra kesinleşmeden önce olduğunun kabulü gerekir. Esas olan hak arama yolunun açık tutulmasıdır. Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiş ise de, miras payını devreden davalıların 25.01.1992 tarihinde ölen Mehmet ile Sultan dışındaki diğer mirasçıların paylarının iptal ve tesciline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. HUMK. nun 74. maddesi hükmü uyarınca hakim istekle bağlıdır. İstek aşılarak dava konusu edilmeyen paylar yönünde hüküm kurulmuş olması açıklanan nedenle doğru görülmemiştir.
Davalı Şerife ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 13.500.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy