(4721 S. K. m. 676)
Dava: Mustafa, dahili davacı Havva ve Bekir ile Fatma ve Meryem aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair A. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 26.11.2002 gün ve 125/161 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Mustafa vekili, 167 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel nolu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini birleştirilen dosyanın davacıları Havva ve Bekir vekili, 166 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel nolu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, her iki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Fatma ve Meryem vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dosyanın davacısı Mustafa vekili, dava konusu taşınmazların öncesinin ortak miras bırakan Yusuf'a ait olduğunu, ölümü üzerine mirasçılarının yaptıkları 28.03.1982 tarihli yazılı taksim sözleşmesi ile vekil edenine düştüğünü, ancak kadastro sırasında miras bırakanı adına tespit ve tescil edildiğini belirterek tapu kayıtlarının iptali ile tamamının vekil edeni adına tapuya tesciline, birleştirilen 2001/46 E. nolu dosyanın davacıları Havva ve Bekir vekili de, aynı tarihli taksim sözleşmesi ile dava konusu ettiği 166 ada 1, 2, 3 ve 4 parsel nolu taşınmazların vekil edenlerine düştüğünü belirterek tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Asıl dava dosyası ile birleştirilen dava dosyasında dava konusu yapılan taşınmazların öncesi 1021 ve 1022 kadastro parseli olup, 1977 ve 1978 tarihlerinde yapılan kadastroda; belgeye dayanmadan zilyetlik nedeni ile tarafların ortak miras bırakanları Yusuf adına tespit edilmiş söz konusu tespitler itiraz edilmeksizin 13.4.1979 günü kesinleşmiş olup tapuya tescil edilmiştir. Sonradan, bölgede yapılan 09.01.1992 günlü imar uygulamasında 1021 Parsel 166 ada 1, 2, 3 ve 4 parsellere 1022 parsel ise, 167 ada 1, 2, 3 ve 4 parsellere ayrılmıştır. Oluşan yeni tapular yine Yusuf adına tescil edilmiştir. Dosya içerisindeki N. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1985/1153-1030 esas ve karar nolu mirasçılık belgesine göre tarafların ortak miras bırakanı Yusuf 1982 tarihinde ölmüştür. Dayanılan adi nitelikli taksim senedi 28.03.1982 tarihli olup, düzenlendiği tarih de, davaya konu taşınmazlar tapu sicilinde kayıtlıdır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 611/2 maddesi ile 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK. nun 676/3 maddesi hükmüne göre; tapuya kayıtlı taşınmazların paylaşım sözleşmelerinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Davacı tarafların dosyaya sundukları taksim sözleşmesi geçerli şekil şartlarını taşımakta ise de, mahkemece yapılan keşifte zemine uygulanması yeterli değildir. Yeniden yerel ve teknik bilirkişiler ile taraf tanıkları marifeti ile taşınmazlar başında keşif yapılarak dayanak 28.03.1982 tarihli taksim senedi duraksamaya yer vermeyecek ve temyiz incelemesi sırasında Yargıtay denetimini sağlayacak şekilde zemine uygulanmalı, taksim senedindeki hangi taşınmazın hangi davalı taşınmaz olduğu ve kime nerenin düştüğü açık ve anlaşılır şekilde belirlenmeli, fen bilirkişisine işaretletilmelidir.
Sonuç: Belirtilen bu eksiklik yerine getirilmeden, soyut nitelikte tanık beyanlarına değer verilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, 327.600.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 17.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy