(3533 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 445)
Dava: Davacı T. Belediye Başkanlığı ile davalı Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair S. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 01.04.2003 gün ve 382/273 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Belediye vekili, hakem sıfatı ile verilen S. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına dayanarak dava konusu taşınmazın vekil edeni T. Belediye Başkanlığı tüzel kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile davacı belediye adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların sıfatına göre; öncelikle mülkiyet meselesinin 3533 sayılı kanun hükümleri uyarınca hakemce çözümlenmesi, bu iş halledildikten sonra tespit kararına dayanılarak dava konusu parselin mahkemece iptal ve tesciline karar verilmesi gerekir. Somut olayda, davacı Belediye vekilinin 19.03.2002 tarihinde hakem sıfatı ile S Asliye Hukuk Mahkemesine açmış olduğu tapu iptali ve tescil davasının yargılaması sonunda 19.07.2002 gün, 196/807 esas ve karar sayılı hükümle dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile T Belediye Başkanlığı tüzel kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmiş ve bu hüküm itiraz edilmeksizin 31.01.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Hükmün kesinleşmesinden sonra Hazine vekili 06.03.2003 günlü dilekçesi ile hakemce iptal ve tescile karar verilemeyeceği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunarak tescil talebi yönünden dosyanın tefrikine karar verilmesini istemesi üzerine, mahkemece 18.03.2003 gün ve 2003/314 esas nolu dosya üzerinden verilen ara kararı ile dava konusu parselin T Belediye Başkanlığı'nın mülkiyetinde bulunduğunun tespitine, tescil isteği yönünden dosyanın tefrikine karar verilmiştir. Hazinenin isteği üzerine verilen karar HUMK. nun 388. maddesine uygun olarak düzenlenmediği gibi, taraflara tebliğ de edilmemiştir.
Davacı Belediye vekili, tensiple birlikte alınan bu karara dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Az yukarıda izah edildiği gibi taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti isteğinin hakemce halledilmesi gerekir. Hakem tescile karar vermeye yetkili değildir. Yukarıda tarihi ve sayısı yazılı hükümle mülkiyetin tespiti yönünde hüküm kurulmadan doğrudan doğruya dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile T. Belediyesi adına tapuya tesciline karar verilmiş olması kanuna aykırıdır. Yetki aşımı sonucu verilen bu kararın temyizi kabil ise de, taraf vekillerinin temyiz etmeyeceklerini bildirmeleri üzerine hüküm kesinleştirilmiştir. Davalı Hazine vekili bu sefer yargılamanın yenilenmesi isteğinde bulunmuştur. Somut olayda, HUMK. nun 445. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi sebebi bulunmamaktadır. Yargılanmanın yenilenmesi sebebi olsa dahi bu istek üzerine usulüne uygun mülkiyetin tespiti yönünden bir karar verilmemiştir. Ara kararına dayanılarak böyle bir sonuca da ulaşmak mümkün değildir. Bu nedenle mülkiyetin tespitine karar verilmeden iptal ve tescil hakkında hüküm kurulmuş olmaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında mahkemece yapılacak iş, tarafların sıfatına göre mülkiyetin tespiti hususunda hakemden karar almak üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra iptal ve tescil hakkında hüküm kurulmaktan ibaret olacaktır. Bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 12.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy