(4721 S. K. m. 713) (743 S. K. m. 639)
Dava: Mahmut ve Özcan ile Hazine ve B Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair M. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 28.11.2002 gün ve 594/1167 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı dava konusu taşınmazın kazanmayı sağlayan eklemeli 50 yıldan fazla zilyetlik nedeniyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle dava konusu yerin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin önceki hüküm davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümleri uyarınca kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp kalmadığı gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmiştir. Uyulan bozma uyarınca yapılan inceleme sonunda jeolog bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu heyeti dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde Kıyı Kanunları uyarınca idarece düzenlenmiş kıyı kenar çizgisinin düzenlenmediği, yapılan inceleme ile taşınmazın kıyı kenar çizgisinin dışında bulunduğu belirlenmiştir.
Mahkemece bu inceleme üzerine yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin eski MK. nun 639/1, yeni 713/1. maddesi hükümleri uyarınca tapuya tesciline karar verilebilmesi için diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın niteliği itibariyle özel mülkiyete ve kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmeye elverişli yerlerden olması gerekir. Kadastro Müdürlüğünün l9.11.l999 günlü karşılık yazısında tescil konusu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarına geçici olarak ara verildiği bu nedenle kadastro görmediği bildirilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacılar ve satıcılarının dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile kültür arazisi olarak tasarrufta bulunduklarını, ziraatçı uzman bilirkişi 21.08.2002 günlü raporda taşınmazın 30-40 yıl kadar önce imar ve ihyası yapılmış kuru tarım arazisi olduğunu açıklamış ise de, 31.05.2002 tarihinde yapılan keşifte davalı Hazine temsilcisinin isteği üzerine taşınmazın niteliğini ve işleme durumunu belirten resimlerin çekilmesi istenilmiş, dosya arasında bulunan ve değişik yönlerden çekilmiş bulunan resimlere göre dava konusu taşınmazın işlenmemiş, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu görülmüştür. Keşifte hakimin nezareti altında çekilen dava konusu taşınmazların fiziki durumu ve işleme durumunu gösteren resimler karşısında böyle bir yerin kazanılması mümkün olamaz. Taşınmazın çekilen resimlerle belirlenen niteliği göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy