(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 366, 428)
Dava: Muhammet Albuz, İsmet Albuz ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gökçebey Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.02.2003 gün ve 56-40 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, imar-ihya ve eklemeli kazanmayı sağlayan 20 yıldan fazla zilyetlik nedeniyle dava konusu 120 ada 92 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu taşınmazın Filyos Çayı yatağında kalan sazlık bir yer olduğunu, bu tür yerlerin ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 120 ada 92 parsele ait kadastro tutanağında, 3 yıldan beri Mehmet oğlu Muhammet Albuz'un zilyetlik ve tasarrufunda bulunduğu, ancak Kadastro Kanununun 14. maddesindeki koşulların yerine getirilmediğinin dava konusu yer ve çevresinin tamamıyla sazlık olduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine, 09.10.1994 tarihinde sazlık niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacı ve miras bırakanı Mehmet'in tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süreyle tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı bilirkişi, kültür arazisi olduğunu, jeolog uzman bilirkişi heyeti dava konusu taşınmazın idarece düzenlenen kıyı kenar çizgisinin dışında, mevsimsel yağışların arttığı zamanlarda Filyos Çayı'nın taşkın yatağı içersinde kaldığını bildirmişlerdir. Mahkemece toplanan deliller ve dosya içeriği göz önünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı vekili taşınmazın vekil edeninin miras bırakanı tarafından ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini daha sonra devir edildiğini bildirmiş, mahkemece taşınmazın önceki niteliği, imar ve ihya edilip edilmediği, edilmiş ise bu olgunun hangi tarihte tamamlandığı, o tarihten tespit tarihine kadar kazanma koşullarının geçip geçmediği araştırılmamıştır. Bundan ayrı Hazine vekili tanıklarını 02.11.1995 günlü liste ile mahkemeye sunduğu halde dinlenmemiştir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Dava konusu yere ait Hazine'nin savunmasında ileri sürülen hava fotoğraflarının ve memleket haritasının getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve jeolog bilirkişiler ve taraf tanıkları davetiye ile çağrılarak dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesi itibariyle niteliği, imar ve ihya edilip edilmediğinin, edilmiş ise ihyanın nasıl yapıldığının ve hangi tarihte tamamlandığının, o tarihten tespit tarihine kadar kazanma koşullarının geçip geçmediğinin araştırılması, ayrıca taşınmazın Gökçebey İlçesi Belediye sınırları içerisinde kaldığı bildirildiğine göre imar planı içerisine alınma tarihinin kesin olarak belirlenmesi, bu tarihe kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin araştırılması, memleket haritası ve hava fotoğraflarının uzman bilirkişi aracılığıyla yerine uygulanarak taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, HUMK'nun 366. maddesi hükmü göz önünde tutularak dava konusu taşınmaz ve çevresinin resimlerinin yöntemine uygun bir şekilde çekilerek dosya arasına konulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü gereğince BOZULMASINA, 27.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy