(1086 S. K. m. 258, 259, 265) (4721 S. K. m. 719) (743 S. K. m. 618)
M.A. ile I.Y. aralarındaki elatmanın önlenilmesi. davasının reddine dair Beyşehir Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 23.10.2002 gün ve 192/409 sayılı hükmün Yargıtay' ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan sınırları dava dilekçesinde yazılı taşınmazı 01.04.2000 tarihinde davalının kardeşi A.Y.'dan satın ve devraldığını ileri sürerek korunmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile birlikte belirledikleri ortak sınıra göre dava konusu taşınmaz bölümünün kendi taşınmazı tarafında kaldığını savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı M.A. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu yer, teknik bilirkişi tarafından 25.10.2002 günlü krokide C harfi ile gösterilen kırmızı renkle taralı 476,87 m2 yüz ölçüme sahip yerdir. Krokiye göre, bu bölümü kapsayan ve A harfi ile gösterilen yer davacıya, doğusunda bulunan ve B harfi ile gösterilen bölüm de davalıya aittir. Yerel bilirkişi ve davacı tanıkları; davacıya ait taşınmaz ile davalı taşınmazının öncesi itibariyle bir bütün olduğunu, davacının satıcısı A. ile davalı arasında paylaşıldığını, ortak sınırın dava konusu yerin doğusundan geçen ve kuzey, güney istikametinde uzanan, yeşille boyalı hatta isabet ettiğini bildirmiş olmalarına karşın, davalı tanığı M. Y.' da; ortak sınırın dava konusu yerin batısından geçen hat olduğunu, tarafların bu yolda anlaştıklarını bildirmiştir. Ortak sınırın geçtiği yer konusunda yerel bilirkişi, davacı tanıkları ile davalı tanıklarının beyanları arasında aykırılık mevcut olup, mahkemece bu aykırılık giderilmemiştir. Her ne kadar davalı, ortak sınır yönünden davacı ile anlaştığını bildirmiş ise de, tutanağa geçen bu konuya ilişkin beyanları davacının itirazına uğramıştır. Ortak sının belirlemeden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. HUMK.nun 258. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının davetiye ile çağırılarak aynı Kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında keşif yapılması, ortak sınırın nereden geçtiği hususunda bilgilerine başvurulması, beyanları arasında aykırılık meydana geldiğinde, aynı Kanunun 265. maddesi göz önünde tutularak, bunun giderilmesine çalışılması, davacının ileri sürdüğü belgedeki taşınmazın yüzölçümüne ilişkin miktarın uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.02.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy