(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 12, 14, 17)
Dava: Mehmet Ekmen ile Hazine ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Antalya 4. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 08.03.2002 gün ve 1683/189 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi ise; Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.10.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz edenlerden Hazine vekili Avukat Armağan Örücü ve karşı taraftan davacı vekili Avukat Zafer Mülayim geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, mevkii ve sınırları belli tahmini 10-11 dönüm taşınmazın imar ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeni ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Hazine vekili ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekili davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz, bölgede 1955 yılında yapılan kadastroda devlet ormanı niteliği ile tespit dışı bırakılmış, Konyaaltı Belediye Başkanlığının 04.05.2000 tarihli karşılık yazısında da 17.02.1983 tarihinde onaylanan nazım imar planı içinde kaldığı bildirilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde taşlık, kayalık, çalılık olan tarım dışı niteliğindeki taşınmazı yüzlerce kamyon toprak getirmek sureti ile imar ihya ettiğini ileri sürmüş, 15.05.2001 tarihinde taşınmaz başında yapılan keşif de dinlenen yerel bilirkişi Hüseyin Demirci ifadesinde, taşlık, çalılık, dikenlik olduğu için tarıma elverişli olmayan davalı taşınmaza davacının dere yataklarından milli toprak çekerek imar ihya ettiğini açıklamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi hükmü uyarınca; orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler adına tespit edilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu maddenin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Taşınmaz her ne kadar devlet ormanı olarak tespit dışı bırakılmış ise de dosya içindeki orman bilirkişisinin raporuna göre; 1941 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman sınırlandırmasının dışında olduğu sabittir. Ancak Yargıtay'ın kararlılık kazanmış ve devam eden uygulamalarına göre, taşınmazı toprakla doldurmak sureti ile yapılan işlem imar ihya sayılmamaktadır. Az yukarıda açıklandığı gibi gerek dava dilekçesinde gerekse yerel bilirkişi ifadesinde, davacının derelerden milli toprak getirme sureti ile imar ihyayı gerçekleştirmeye çalıştığı belirtilmiştir. Bundan ayrı; Hazine vekilinin 23.02.2000 tarihli savunma dilekçesinde belirtmesi üzerine dosya içine getirilen Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/706 E. 1998/1106 K sayılı hükmün suretinin incelenmesinde; Dava dışı gerçek kişinin açtığı tescil davası imar ihyanın tamamlandığı 1969 yılından, imar planının onaylandığı 1983 tarihine kadar kazanmayı sağlayan sürenin geçmediği gerekçesi ile dava reddedilmiş ve Yargıtay denetiminden geçerek 02.11.1999 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Karar ekindeki kroki zemine uygulanmamış ise de komşu parseller dikkate alındığında eldeki dosyada dava konusu yapılan taşınmaz ile aynı olduğu açıktır. Anılan dosyada maddi ve hukuki olgu olan imar ihyanın 1969 tarihinde tamamlandığı anlaşılmaktadır. İmar planının onaylandığı 17.2.1983 tarihine kadar 20 yıllık süre dolmamaktadır. Somut olayda davacı lehine yasada aranan imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulları oluşmamıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru bulunmamaktadır.
Sonuç: Açıklanan gerekçelerle Hazine vekili ve Konyaaltı Belediye başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000 TL. Avukatlık ücretinin KDV.si ile birlikte davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve 168.900.000 lira peşin harcın istek halinde Konyaaltı Belediye Başkanlığına iadesine 28.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy