(743 S. K. m. 713/1) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Osman ile Hazine ve S Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair K Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 28.05.2003 gün ve 8-36 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı , kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmaz bölümü ile Hazine adına kayıtlı bulunan 415 parselin tapu kaydının kısmen iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 31.3.2003 günlü krokide 415 parsel içerisinde kalan A harfi ile gösterilen 1239 m2 taşınmaz bölümü ile tespit dışı bırakılan 48761 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kısmen tapu iptali ve tescil , kısmen de tespit dışı bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm Hazinenin temyizi üzerine Dairece bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Yargıtay bozma ilamına uyulmakla ilgilileri yönünden usulü kazanılmış hak doğar ve mahkemece, bozmada gösterilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yaparak hüküm kurma zorunluluğu doğar. Bozmada özet olarak tespit dışı bırakılma tarihi ve niteliği, tapuda kayıtlı olup olmadığı hususlarının belirlenmesi, yerel ve gazete ilamlarının yapılması, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü gözönünde tutularak davacı yönünden miktar araştırılması yapılması gereğine işaret edilmiştir. Taşınmazın 1981 yılında tespit dışı bırakıldığı bildirilmiş, niteliği hakkında herhangi bir açıklamada bulunulmamış ise de, bozmadan önce yapılan inceleme ve teknik bilirkişi raporundaki açıklamalara göre taşınmazın taşlık niteliği ile tespit dışı bırakıldığı bildirilmiştir. Davacının dava tarihinden geriye doğru dava konusu taşınmazı 20 yıl kadar önce para ve emek sarf etmek suretiyle imar ve ihya ettiği, koşullarına uygun olarak tasarruf ettiği belirlenmiş bulunduğuna göre bozmada belirtilen bu husus yerine getirilmiş ve kazanma koşullarının oluştuğu belirlenmiştir. Ne var ki bir yerin TMK.nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline karar verilmesi için tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Tescili istenilen taşınmaz bölümünün tapuda kayıtlı olup olmadığı sorulmamıştır. Diğer yönden aynı maddeye dayanılarak açılan tescil davalarında 4. fıkra hükmü gözönünde tutularak yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, 3 aylık ilan süresinin dolmasının beklenilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması ve tescil davalarında geriye kalan harcın davacıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Bozmadan önce harç alınmamış, bu hususa temas edilmiş bulunduğuna göre tescili istenilen taşınmaz bölümünün değeri üzerinden geriye kalan harcın davacıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 10.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy