(1086 S. K. m. 193)
Dava: Şaban ve Nedim ile Hazine ve H Köyü Muhtarlığı ve müdahil Mehmet aralarındaki tescil davasının reddine dair İ Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 05.11.2002 gün ve 219/807 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmaz bölümünün vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, tescili istenilen yerin köy yolu olduğunu, bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın kamunun yararlandığı yol olduğu, bu tür yerlerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İ Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.11.2000 gün ve 364/1029 esas ve karar sayılı görevsizlik kararıyla Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmıştır. Görevsizliğe ilişkin yukarıda tarih ve sayısı yazılı hüküm, tebligat parçalarındaki açıklamalara göre 11.02.2001 tarihinde kesinleşmiş olmaktadır. Davacı bu tarihten itibaren HUMK.nun 193.maddesinde belirtilen on günlük hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra 12.04.2001 tarihinde dilekçeyle başvurarak dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmasını istemiştir. HUMK.nun 193.maddesinin 3.fıkrası hükmüne göre; görevsizlik kararına karşı temyiz süresinin sona erdiği veya Yargıtay onama kararının tebliğ edildiği tarihten başlayarak on gün içerisinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kağıdı tebliğ ettirilmesi gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, görevden ötürü mahkemece doğrudan doğruya gözönünde tutulması gerekmektedir. Somut olayda, davacılar vekili, anılan hükümde belirtilen sürenin kaçırılmasından sonra başvuruda bulunmuştur. Bu durumda, aynı maddenin son fıkrası hükmü gözönünde tutularak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına girilerek kesin hüküm oluşturacak şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 29.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy