(1086 S. K. m. 8, 76) (4721 S. K. m. 892, 893, 973)
Ç. Elektrik A.Ş. ile T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Hazine, Türkiye Elektrik İletişim A. Ş., Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş., Türkiye Elektrik Üretim A.Ş. ve. Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş. aralarındaki zilyetliğin korunması ve iadesi davasının yapılan yargılamasında; mahkemenin görevsizliğine dair Adana 4.Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 15.07.2003 gün ve 843-1020 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilleri ile davalılar vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı Ç. Elektrik A.Ş. vekili, 1952 yılından bu yana vekil edeni şirketin genel müdürlük merkezi olarak kullanılan bina ve eklerinin bulunduğu yönetim kompleksi içindeki tüm taşınır ve taşınmaz mallar ile belgelere davalıların el attıklarını ileri sürerek zilyetliğin gaspına son verilmesini ve zilyetliğin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, T. C. Maliye Bakanlığı vekilleriyle davalı şirket vekilleri, uyuşmazlığa bakmanın idari yargı yerine ait olduğunu, sözleşmeye aykırı davranan Ç. Elektrik A.Ş.'nin taşınır ve taşınmaz mallarına el koymanın yasal olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu 2108 ve 2339 parseller hakkında taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil ve elatmanın önlenilmesi davalarının açıldığı, bu nedenle isteğin zilyetliğin korunmasına ilişkin olmayıp mülkiyet hakkı ile ilgili bulunduğu gerekçesiyle uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı şirket vekilleri ile davalılar vekilleri taraftarınca temyiz edilmiştir.
Ayrıntıları dava dilekçesinde yazılı olduğu üzere; davacı şirket vekili, vekil edeni şirkete ait dava konusu tüm taşınır ve taşınmaz mallara yapılan elatmanın önlenilmesini, zilyetliğin gaspına son verilmesini ve zilyetliğin iadesine karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesindeki açıklamalar ve içeriğine göre, dava TMK. nun 892 ve 893. maddelerinde düzenlenen zilyetliğin korunmasına ilişkin bulunmaktadır. Dava konusu taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde mülkiyet hakkı bulunan zilyet, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenilmesi ve geri alma davalarını açabileceği gibi, salt zilyetlik davalarını açabilme olanağına da sahiptir. Bunun yanında, dava konusu nesneler üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişi TMK. nun 892 ve 893. maddeleri uyarınca korunmasını isteyebilir. Aynı Kanun'un 973. maddesinde tanımlanan zilyetlik, hukuken korunmuş eylemli bir durum olduğuna göre zilyetliğin korunması davasında bu durumun bir hakka dayanıp dayanmaması önemli değildir.
HUMK. nun 76. maddesine göre; davanın sebebini oluşturan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun hükümlerini belirlemek hakime aittir. Somut olayda; yukarıda yapılan açıklamalar karşısında mahkemece uyuşmazlığın yanlış nitelendirilerek yazılı şekilde görevsizlik karan vermek suretiyle dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş olması yerinde görülmemiştir. Görevsizliğe ilişkin gerekçede sadece tapulu taşınmazlar hakkında görülmekte olan davalar nedeniyle isteğin mülkiyet hakkına dayalı olduğu benimsenmiş ise de, az yukarıda açıklandığı üzere taşınmaz mallar yanında ayrıca taşınır nitelikte bulunan mallar da dava konusu edilmiştir. Bu nedenlerle mahkemenin gerekçesine katılmak mümkün olmamıştır. Hal böyle olunca, dava konusu taşınır ve taşınmaz malların değerine bakılmaksızın HUMK. nun 8/11-2 fıkrası hükmü uyarınca davaya bakmaya Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Davalı Bakanlık ve Genel Müdürlüklerin davanın idari nitellikte bulunduğu yolundaki savunmalarının; Adli Yargı Teşkilatı içerisinde HUMK hükümleri uyarınca görevli olan Sulh Hukuk Mahkemesince tartışılıp değerlendirilebileceğinin de gözardı edilmemesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile görevsizlik karan verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Davacı şirket vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 8.000.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 11.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy