(1086 S. K. m. 237)
Dava: Ahmet ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen açılmamış sayılmasına, kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair P Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 23.01.2003 gün ve 298-25 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, Hazineye ait 416 parselin kapsamında kalan kendilerine ait taşınmaz bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, P Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/460 esas, 2001/327 karar sayılı hükmünün kesin hüküm oluşturduğunu açıklayarak davanın bu sebeple reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı Ahmet'in davasının HUMK.nun 409.maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına, Mustafa'nın davasının esastan reddine, diğer davacı Ali ve Ahmet'in davasının kabulüne karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan 416 parsel 08.01.1993 tarihinde idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Davacılar, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı Hazine vekilinin savunmasında ileri sürmüş olduğu P Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/460 esas nolu dava dosyasında, davacı Mehmet kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazın adına tescilini istemiş, yargılamanın devamı sırasında şimdiki davanın davacıları davaya katılmak suretiyle taşınmazın kendi adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişler, yapılan yargılama sonunda 05.06.2001 gün, 460-327 esas ve karar sayılı hükümle davacı Mehmet'in davasının açılmamış sayılmasına, davaya katılanların davasının reddine karar verilmiş ve bu hüküm temyiz edilmeksizin 11.01.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar, bu kez aynı taşınmazın zilyetlik hukuki sebebine dayanarak iptal ve tescilini istemişlerdir. Davacıların her iki davada dayandıkları sebepte aynıdır. Yukarıda tarih ve sayısı yazılı dava dosyasının yargılamasının devamı sırasında taşınmaz idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilmiş, dava iptal ve tescil davasına dönüşmüştür. Mahkemece davaya katılanların dayandıkları sebep bakımından ileri sürdükleri delilleri toplanmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her iki davanın tarafları, dayanılan sebep ve konusu aynı olduğundan yukarıda tarih ve sayısı yazılı hüküm eldeki bu dava bakımından HUMK.nun 237.maddesi uyarınca kesin hüküm sayılır. Kesin hüküm olumsuz dava koşulu olup, kesin hükmün yerinde görülmesi halinde, işin esasına girilmeksizin dava bu sebeple red edilmelidir.Davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davacılar Ahmet ve Ali'nin davasının kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümünün HUMK.nun 428.maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 20.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy