(4721 S. K. m. 639, 640, 713) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Mehmet Ali Baysal ve müşterekleri ile Hazine, Okurcalar Belediye Başkanlığı ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Alanya 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.05.2002 gün ve 363/363 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın miras, imar-ihya ve intikale dayalı zilyetliğe dayanılarak vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, tescil konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tescil konusu taşınmazın davacılara miras bırakanı Hasan'dan kaldığı ileri sürüldüğüne, taksim hakkında bir açıklamada bulunulmadığına göre, miras bırakanı Hasan'ın mirasçılık belgesinin istenilmesi, ölüm tarihi itibariyle terekesi iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olup da başka mirasçıların bulunduğu belirlendiği takdirde onların da açılmış bulunan davaya olurlarının alınmak suretiyle katılmalarının sağlanması ya da TMK. nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle onun huzuru ile davaya devam olunması gerekir.
İşin esasına gelince; dava konusu taşınmaz 1956 yılında çalılık niteliği ile tespit dışı bırakılan bir yerdir. Davacılar vekili imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu yerin davacıların miras bırakanı Hasan tarafından çalıları temizlenmek ve teraslanmak suretiyle kültür arazisi haline getirildiğini, bir süre tasarruf ettikten sonra ölümü ile davacı mirasçılarına geçtiğini bildirmiş bulunduklarına, taşınmazın 1987 yılında kesinleşen orman sınırlama hattının dışında kalan orman sayılmayan yerlerden olduğu ormancı bilirkişi, üzerinde çeşitli cins ve yaşta meyve ağaçlarının yer aldığı kültür arazisi niteliğinde bir yer olduğu ziraatçi uzman bilirkişi tarafından açıklandığına göre aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Dava kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın TMK. nun eski 639/1, yeni 713/1 maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddesine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Anılan maddeler uyarınca tescile karar verilebilmesi için taşınmazın tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığı sorulmamıştır. Davada imar-ihya ve zilyetlik sebebine dayanılmış olup, taşınmazın imar-ihyası yapıldığı bildirilmiş ise de 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinin son fıkrası uyarınca araştırma yapılmamıştır. Anılan fıkra hükmüne göre il, ilçe ve kasabaların imar planları içersinde kalan yerlerin ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Taşınmaz Okurcalar Belediyesi İmar Planı dahilinde kalan bir yerdir. Bu durumda taşınmazın imar planı içerisine alınma tarihine kadar imar-ihya yoluyla kazanıldığının kanıtlanmış olması gerekir. Bu husus üzerinde durulmamıştır. Taşınmazın bulunduğu yerde imar planının hangi tarihte yapıldığının Belediye Başkanlığı'ndan sorulması, imar planının düzenlendiği tarihe kadar imar-ihyaya dayalı zilyetliğin geçip geçmediğinin araştırılması,
Bundan ayrı davada 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde yazılı hiçbir belgeye dayanılmadığına göre, 1991 yılında öldüğü bildirilen davacılar miras bırakanı Hasan ile davacılar dışında kalan diğer mirasçılar adlarına 26.07.1972 tarihinden sonra belgesizden tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüğü'nden, aynı sebebe dayanarak açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 10.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy