(4721 S. K. m. 713) (743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 17)
Dava: Fikret ile Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Ö Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair M Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 03.04.2003 gün ve 274-187 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, 1956 yılında çalılık ve fundalık niteliğiyle tespit dışı bırakılan dava konusu yerin üzerindeki çalılık ve fundalıkların temizlenmesi, deliceliklerin aşılanması suretiyle kültür arazisi haline getirildiği, bu olgunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğu yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine, 1949 yılında 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan orman sınırlama çalışmaları sonucu kesinleşmiş sınırlama hattının dışında kalan ve orman sayılmayan yerlerden bulunduğu ormancı bilirkişi, ziraat arazisi niteliğinde bulunduğu ziraatçı bilirkişi tarafından gerekçeli olarak açıklandığına göre, aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekili ile davalı Orman İdaresi vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Dava konusu yer çalılık ve fundalık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Bu tür yerler kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, ancak imar ve ihya yoluyla kazanılabilir. Somut olayda; yerel bilirkişi ve tanıklar, ihya ve deliceliklerin aşılanmasından söz etmişler ise de, Kadastro Kanununun 17.maddesinin son fıkrası uyarınca; imar planı içerisine alınma tarihine kadar bu maddede belirtilen koşulların oluşup oluşmadığı belirtilmemiştir. Gerçekten anılan madde hükmüne göre; "İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz." denilmiştir. Bir yerin ihya yoluyla kazanılabilmesi için, ihya olgusunun tamamlandığı ve imar planı içerisine alındığı tarihe kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmiş olması halinde böyle bir yerin tescili mümkün olabilir. Somut olayda; taşınmazın bulunduğu yerde imar planının hangi tarihte düzenlendiği, imar planının düzenlenme tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediği araştırılmamıştır.
Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekili ile davalı Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 8.000.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz eden Orman İdaresine iadesine 18.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy