(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 74)
Mustafa Işık ile Hazine ve Kırmacılı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Osmaniye 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 31.12.2002 tarih ve 37/624 s. hükmün Yargıtayca tetkiki davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde mevkii ve hudutlarını yazdığı 3400 m2lik taşınmazı 1961 yılında hali yerden imar ve ihya ederek ev, ahır ve samanlık yaptığını, zeytin ve incir ağaçları diktiğini, 1961 yılından beri bu biçimde fasılasız, nizasız zilyet olduğunu, davalı Köy muhtarlığının 1999 yılında 3091 s. Yasa hükümleri uyarınca kendisini men ettirdiğini açıklayarak dava konusu yerin adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı köy muhtarlığı temsilcisi, davacının zilyetliğinin yeni olduğunu bu sebeple davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hükmü Hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan bir yerdir. Fen bilirkişisinin krokisinde hangi sebeple tesbit harici bırakıldığı belirli olmamaktadır. Dava konusu taşınmazın keşif sonucu alınan bilirkişi krokisi eklenerek tespit dışı kalma nedeni ve ayrıca komşu parsel tutanaklarından ve pafta düzenleme gününden istifade edilerek tespit dışı bırakılma tarihi Kadastro Müdürlüğünden sorulup belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği tam olarak belirlenmeden imar ihya olgusunun araştırılması mümkün değildir. Mahkemenin gerekçeli kararında bahsettiği parsel numaraları ile dava konusu taşınmazın çevresinde bulunan parsel numaraları birbirinden farklıdır. Bu çelişki üzerine durulmalı, mahkemece usulüne uygun araştırma yapılmalıdır.
Dava konusu taşınmaz davanın açılmasından sonra Hazine adına ihdasen tapuya kayıt edilmiştir. Tapu kaydı dosyaya celp edilmiş, keşif sırasında uygulanmamıştır. İhdas tapusu mahallinde fen bilirkişi marifetiyle yerine uygulanmalı dava konusu taşınmazların ihdas tapusu kapsamında kalıp kalmadığı üzerinde durulmalıdır. Mahkemenin yalnızca ihdas tapusunun iptal edilmesine karar vermesi de doğru değildir. Kararda tereddüt doğurmayacak bir şekilde iptal edilen taşınmazın mevkii, hudutları ile ada ve parsel numarası açıklanmalıdır.
Davacının 3402 s. Yasanın 14. maddesine göre zilyetlik yoluyla iktisap ettiği taşınmaz bulunup bulunmadığı hususu usulüne uygun bir şekilde araştırılmamıştır.
Ayrıca davacının bildirdiği şahitler keşif mahallinde dinlenilmemiştir. Davacı şahitleri keşif mahallinde dinlenilmeli, imar-ihyanın başlangıç ve bitiş tarihi, sürdürülüş biçimi, yalnızca ev, ahır ve samanlık yapmak gibi eylemlerin taşınmazı tarıma elverişli hale getirmeye yarayan imar ve ihya işlemlerinden sayılamayacağı (HGK 22.03.1995 tarih ve 1994/8-873 esas, 1995/216 s. karar) üzerinde durulmalıdır. Mahalli bilirkişinin beyanı ile yetinilerek zilyetlikle iktisaba ait böyle bir davada hüküm verilmiş olması doğru değildir. Zilyetlik maddi olaylardan olup davacının bildireceği şahit beyanları ile zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüp biçimi ve süresi ispat edilebilir.
Kabul şekline göre de, davacı 3400 m2 yerin adına tescilini talep etmiş olmasına rağmen talep aşılarak toplam 6003 m2 yerin davacı adına tesciline karar verilmesi HUMK. nun 74. maddesine aykırıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile eksik incelemeye dayalı usul ve kanuna aykırı hükmün ve HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 20.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy