(3402 S. K. m. 14) (4721 S. K. m. 713)
Davacılar vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı 33 parça taşınmazın, belirttikleri pay oranında vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi ile Y Köyü Muhtarı, harç yatırmak suretiyle davacılar yanında davaya katılan gerçek şahıslar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı sıfatıyla davaya katılan gerçek şahısların davasının HUMK.nun 409/5.maddesi gereğince ayrı ayrı açılmamış sayılmasına, davacıların dava dilekçesinde 2,5,6,7 ve 15 sıra numarasıyla gösterdikleri taşınmazlar yönünden açılmış bulunan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer taşınmazlar açısından davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davaya katılanlar, Hazine temsilcisi Mal Müdürü ve Köy Tüzel Kişiliğini Temsilen Muhtarı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği,harici satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak, TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddeleri uyarınca açılan tescil davasıdır.
Öncelikle davacılar yanında davaya katılan Rıza, Hasan, Ali ve İsmet ile Demir'ın temyiz itirazları yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Mahkemece bu kişilere ait davanın HUMK.nun 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından, bu nedenle katılanların temyiz itirazlarının reddi ile hüküm fıkrasının ( 1 ) nolu bendinin açıklanan nedenle ONANMASINA;
Davalı Hazine ve köy temsilcilerinin temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.Davacılar uyuşmazlık konusu ve kabulüne karar verilen 28 parça taşınmazı 17.09.1981 tarihli "zilyetlik devir senedidir" başlığını taşıyan belge ( sözleşme ) ile Lütfü'den satın aldıklarını, eklemeli zilyetlikle birlikte 50-60 yıldan beri zilyet ve tasarruf ettiklerini belirterek dava dilekçesinde belirtilen pay oranları esas alınarak adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davacılar tüm taşınmazları birlikte satın aldıklarına göre, aralarında dava arkadaşlığı bulunmakta olup, bu nedenle birlikte dava açmalarında kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Hükmü temyiz eden Hazine temsilcisi Mal Müdürü ve Y Köyü Muhtarı Demir savunmalarında; dava konusu taşınmazların "kadim köy mer'ası" olduğunu savunmuşlar ve bu iddialarını temyiz isteklerinde de tekrarlamışlardır. Mer'alık iddiaları karşısında Yüksek Yargıtay'ın sapma göstermeyen ve kararlılık kazanmış uygulamasına göre, mer'adan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıkların dinlenmeleri gerekmektedir.
Öte yandan, harici satış senedinin keşifteki uygulaması yetersiz olduğu gibi, zirai bilirkişinin raporu da mahkemeyi sonuca götürecek teknik ve bilimsel verileri içermemekte olup, yetersiz görülmektedir.
O halde, uyuşmazlık konusu taşınmazların bulunduğu köye ait kadim me'ra kayıtlarının olup olmadığının, Tapu Sicil, Kadastro ve Özel İdare Müdürlüğü'nden, tahsisli mer'a kaydının ise aynı şekilde Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü'nden sorulması, varsa bu kayıtların ve harici satış senedinin yeniden yapılacak keşifle mer'adan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar vasıtasıyla zemine uygulanmasına çalışılması, bu konuda taraflara delillerini sunmaları için süre ve imkan tanınması, HUMK.nun 258 ve 259. maddelerinin gözardı edilmemesi, aynı kanunun 265. maddesi gereğince tanıkların ve yerel bilirkişilerin her taşınmazın başında ayrı ayrı dinlenerek bilgilerine başvurulmasının sağlanması, tüm taşınmazlar tek tek gezilerek aynı işlemin ( keşfin ) yapılması, kadim ve tahsisli mer'a kayıtları bulunmadığı takdirde, bu sefer kadim mer'a olgusu konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak detaylı beyanlarının alınması, varsa beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekir.
Bundan başka daha önce dinlenen Ziraat Teknisyeni, raporunda, " dava dilekçesinin 10,11,12,13,16,19,20,22,23,25,26,27,28,30,32 ve 33. sıralarda gösterilen taşınmazlar için "... 14-16 yıldan beri ekilip biçilmeyip nadasa bırakıldığını" açıkladığına ve normal uygulama uyarınca bir taşınmazın bir yıl ekilip biçileceği, bir yılda nadasa bırakılacağı esas olduğu gözetilerek olayda "iradi terkin" var olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi, zilyetliklerinin sürdürülüş şeklinin araştırılması ve uzman bilirkişi ziraat mühendisinden taşınmazların çevresi ile birlikte, bilimsel ve teknik açıdan inceleme yapmak suretiyle detaylı karşılaştırmalı ve denetime açık rapor alınması, aynı şekilde fenni bilirkişiden rapor ve kroki istenmesi ve ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine ve köy temsilcilerinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkemenin kabule ilişkin hükmünün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda dökümü yazılı müdahil davacılara ait 7.900.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 83.900.000.-liranın temyiz edenden alınmasına ve 7.900.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz eden köy tüzel kişiliğine iadesine 03.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy