(1086 S. K. m. 53, 57) (766 S. K. m. 2) (YHGK 20.10.2004 T. 2004/8-641 E. 2004/553 K.)
Karar: Henzene, müdahil Öznur ile Hazine ve A Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair S Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 29.05.2003 gün ve 925-506 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davaya katılan Öznur vekili, tescili istenilen taşınmazın 2000 m2'lik bölümünün davacı tarafından vekil edenine satılıp devir edildiğini beyanla bu nedenle davaya katılmak isteğini bildirmiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, 17.04.2003 günlü krokide ( A ) harfi ile gösterilen 6346.37 m2'lik yerin davacı, ( B ) harfi ile gösterilen 1999.63 m2'lik yerin davaya katılan Öznur adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının tescil isteği üzerine davaya katılan Öznur vekili, 25.11.2002 günlü dilekçesi ile iptal ve tescil isteğinde bulunmaksızın davacı yanında katılma isteğinde bulunmuştur. Dava dilekçesindeki açıklamalara göre istek HUMK.nun 53 ve devamı maddelerinde düzenlenen katılma isteği niteliğindedir. Aynı Kanunun 57. maddesine göre bu yolda istekde bulunan kişi lehine hüküm kurulamaz. Kaldı ki, adı geçen kişiden gerekli dava harçları da alınmamıştır. Açıklanan nedenlerle taşınmazın bir bölümünün Öznur adına tapuya tesciline karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
İşin esasına gelince; Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısında dava konusu taşınmazın 1966 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanununun 2.maddesi uyarınca tespit dışı bırakıldığı bildirilmiştir. Mahkemece, taşınmazın o tarihdeki niteliği kesin olarak belirlenmemiştir.
Davacının zilyetlik hukuki sebebine dayanarak istekde bulunması üzerine davalı Hazine vekili aynı yer hakkında davacının daha önce Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı davanın 26.10.1999 gün, 90/805 esas ve karar sayılı hüküm ile ret edildiğini açıklayarak kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Gerçekten de davacının aynı yer hakkında açmış olduğu dava yukarıda tarih ve sayısı yazılı hükümle ret edilmiş davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanarak karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, az yukarıda tarih ve sayısı yazılı dava nedeniyle davacı tarafından düzenlenen dava dilekçesi, teknik bilirkişinin düzenlemiş olduğu rapor ve kroki içeriğine göre bu yerin dava konusu edildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, o dava nedeniyle yapılan inceleme ve teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 30.12.1998 günlü krokili raporda dava konusu taşınmaz yönü taşlık ve kayalık olarak gösterilmiştir.
Mahkemece kesinleşen bu olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 03.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy