(3402 S. K. m. 26, 27, 30)
Dava: Kazım Özer ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Çamardı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 31.03.2003 tarih ve 143/56 s. hükmün Yargıtayca tetkiki davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 107 ada 179 parsel kapsamında kalan vekil edenine ilişkin taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 31.03.2003 tarihli krokide F harfi ile gösterilen 6024.15 m2 yere ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, geriye kalan taşınmaz bölümleri hakkındaki davanın feragat sebebiyle reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ait bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 107 ada 179 parsele ilişkin kadastro tutanağında, kadimden beri hiç kimsenin zilyet ve tasarrufunda olmadığı, emek ve para sarfı ile kültür arazisi haline getirilip tasarruf edilebileceğinin muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine, 21.06.2001 gününde ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, Hayriye Turan ve arkadaşlarının ayrı ayrı Çamardı Kadastro Mahkemesine açtıkları kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda 27.03.2003 tarih 54/2 esas ve karar s. hükümle davanın kabulüne karar verildiği, hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 179 parsel hakkında Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan derdest dava mevcuttur. 3402 s. Kadastro Yasasının 26. maddesinin son fıkrası hükmüne göre Kadastro Mahkemesinin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacağı, 27/1. maddesinde de mahalli Hukuk Mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mallara ait davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte mahkemelerin görevinin sona ereceği ve davalara ilişkin dosyaların Kadastro Mahkemesine re'sen devrolunacağı açıklanmıştır. Belirtildiği üzere davanın açıldığı tarihte dava konusu parsel hakkında kadastro mahkemesinde derdest dava mevcuttur. Bu halde görev hususunun öncelikle göz önünde tutulması gerekir. Kadastro tutanağı bir tüm olup dava sebebiyle tesbit henüz kesinleşmemiştir. Sair yönden 3402 s. Kadastro Yasasının 30. maddesinin son fıkrasında yazılı durum da söz konusu değildir. Başka bir anlatımla kadastro mahkemesinde açılmış bulunan davalarda ihtilaf taşınmaz malın muayyen bir kısmına münhasır kalıyor ise ilgililerin isteği üzerine ve imar mevzuatı engel teşkil etmediği sürece ihtilaflı olmayan kısım ifraz edilerek davaya devam olunacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; parselin belirli kısımlarının kesinleştiği ilgililerin başvurusu üzerine belirlenmediğine göre parselin tümü itirazlı olmaktadır. Göreve ait kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur. Bütün bu açıklamalar nazara alınarak uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Çamardı Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmesi gerekirken görev hususu göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru ve yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 17.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy