(3402 S. K. m. 12) (1086 S. K. m. 366)
Osman Karabulut ile Hazine ve Tepebaşı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Kale/Malatya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 01.10.2003 tarih ve 82/63 s. hükmün Yargıtayca tetkiki davalı Hazine ve Tepebaşı Köyü Temsilcisi taraflarınca süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Osman Karabulut, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan 40 senelik zilyetlik sebebi ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, sebep açıklamaksızın, davalı köy temsilcisi taşınmazın mera olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi ile Köy temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Tescil konusu taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan bir yerdir. Böyle bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği, tespit ve sınırlandırma gibi bir işlem yapılmadığı için böyle bir yer hakkında süreye bağlı olmaksızın her zaman dava açılması mümkündür. Başka bir anlatımla tespit dışı bırakılan yerler hakkında 3402 s. Kadastro Yasasının 12/3. maddesinde belirtilen hakdüşürücü süre uygulanmaz. Hazine temsilcisinin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde değildir.
Tescil konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihi ve niteliği belirlenmemiştir. Komşu köyler halkı arasından dinlenen yerel bilirkişiler taşınmazın taşlıktan ihya edildiğini bildirmişlerdir. Taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliği bakımından yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Bu husus gözönünde tutularak tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliğinin Kadastro Müdürlüğünden sorulması, taşınmazı kapsayan paftanın getirtilip dosya arasına konulması, o tarihteki niteliğinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Davalı köy temsilcisi, taşınmazın köy orta malı mera olduğunu savunduğundan Yargıtayın yerleşmiş ve kökleşmiş uygulamaları gözönünde tutularak yerel bilirkişiler gibi tanıkların da komşu köyler halkı arasından seçilmesi gerekirken Tepebaşı Köy halkı arasından seçilmiş olması doğru görülmemiştir: Davacı ve müşterekleri adına hükmen tescil edilen 545 parsele uygulanan vergi kaydı da getirtilip uyuşmazlığın çözümünde nazara alınmamıştır. 545 parsele ilişkin vergi kaydının ve dava konusu taşınmazı ve çevresini gösteren yeni günlü hava fotoğraflarının bulundukları yerden getirtilip dosya arasına konulması, davacı ve davalılara komşu köyler halkı arasından tanık dinletmek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra yerel, teknik ve ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz başında kesif yapılması, taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihindeki niteliğinin belirlenmesi, o tarihteki niteliğine göre kazanılmaya elverişli bir yer ise imar ve ihyanın nasıl yapıldığı, o tarihten dava gününe kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin araştırılması, 545 parsele revizyon gören vergi kaydına göre kazanmaya engel bir durumun bulunup bulunmadığının nazara alınması, hava fotoğraflarına göre taşınmazın niteliğinin belirlenmesi, nitelik belirlenmesine esas olmak ve temyiz incelemesi sırasında nazara alınmak üzere HUMK. nun 366. maddesi hükmü uyarınca dava konusu taşınmaz ve çevresinin resimlerinin çekilerek dosya arasına konulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir Eksik incelemeye dayanarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalı Hazine ve Köy temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 67.500.000 TL. peşin harcın istem halinde Tepebaşı Köyü Tüzel Kişiliğine iadesine 19.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy