(1086 S. K. m. 258, 259, 265) (4721 S. K. m. 1023)
Hasan Erkut ile Mevlüt Ata ve Süleyman Ayhan aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Doğanhisar Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 26.06.2003 tarih ve 137/119 s. hükmün Yargıtayca tetkiki davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Hasan Erkut, 139 ada 35 parsel kapsamında kalan 746 m2 yere ilişkin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Süleyman, dava konusu taşınmazı tapuda satın ve devraldığını ileri sürerek reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalının dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 35 parseli tapuda satın ve devraldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2239 m2 yüzölçüme sahip dava konusu taşınmazı kapsayan 139 ada 35 parsele ilişkin kadastro tutanağında, miras, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle 20.05.1999 gününde Mevlüt Ata adına tesbit edilmiş, 04.11.2002 tarihindeki tapudaki satışla davalı Süleyman Ayhan adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı dava konusu parselin kök miras bırakanı Fadimeana Kılıçatadan miras yolu ile babası Kadir ve amcası Kılıça kaldığını, yapılan taksimle dava konusu edilen 746 m2lik bölümün babası Kadire, onunda satış ve devri ile kendisine geçtiğini iddia ederek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dinlenen taraf tanıkları dava konusu taşınmazın davacının miras bırakanı ile amcası Kılıça kaldığını, adı geçenler arasında taşınmazın taksim edildiğini, ancak davacının babası Kadire taşınmazın hangi bölümünün isabet ettiğini kesin olarak bilmediklerini anlatmışlardır. Mahkemece, davalı Süleymanın tapudaki satın almasına değer verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 35 parsel öncesi itibariyle tapusuz olan bir yerdir. Sair taraftan taşınmazın davacının kök miras bırakanı Fadimeana Kılıçatadan kaldığı hususunda da uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taşınmazın davacının babası Kadir ile amcası Kılıç arasında taksim edildiği bildirilmiş ise de, taksimde davacının babasına nerenin isabet ettiği belirlenememiştir. Davacı iddiasını kanıtlamak üzere tanık bildirmiş, tanıklarından Hasan Turan ile davalının gösterdiği tanıklardan Durmuş Ertürk ve Kadir Öztürk dinlenilmemiştir. İsmi geçen tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmediği gibi dinlenilmeme nedeni de gösterilmemiştir. Uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması için iddia ve savunmaya ait delillerin eksiksiz olarak toplanması gerekir. Bütün bu yönler gözönünde tutularak daha önce dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıkları da HUMK. nun 258. maddesi uyarınca davetiye ile çağırılarak aynı yasanın 259. maddesi uyarınca taşınmaz başında dinlenilmeleri, davacının babası ile kardeşi Kılıç arasında yapılan taksimin kendilerinden sorulması, davacının babasına isabet eden bölüm olup olmadığının belirlenmesi, mevcut ise bunun teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, taraf tanıklarının beyanları arasında aykırılık çıktığı taktirde HUMK. nun 265. maddesi uyarınca bunun giderilmesine çalışılması, davalının tapu sicilindeki kayda dayanarak kazanımında TMK. nun 1023. maddesi hükmü uyarınca iyi niyetli olup olmadığı hususunun davacı tanıklarından sorulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 7.880.000 TL. peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 26.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy