(4721 S. K. m. 706) (743 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Kasım Bardakçı ile Ramazan Koyun ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil, alacak davasının reddine dair Akören Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 03.12.2003 gün ve 9/30 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya inceledi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 154 ada 55 nolu parselin davalıların ortak miras bırakanı Hacer Kunt adına olan tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Ramazan Koyun, hazır bulunduğu yargılama oturumunda davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Davalı M. Ali Kunt, hazır bulunduğu yargılama oturumunda davayı kabul etmediğini, annesi Hacer'in sağlığında kimseye tarla satmadığını söylediğini ifade etmiştir.
Davalı Ayşe Bardakçı, 30.04.2003 günlü dilekçesi ile özetle dava konusu taşınmazda bir hakkı bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zilyetlik nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı 10.08.1991 ve 13.04.1998 tarihli harici satış senetlerine dayanarak bu yeri kazandığını belirtmek suretiyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Uyuşmazlık konusu 55 parsele ait kadastro tutanağında Hacer Kunt'un ceddinden intikalen ve taksimen kalma malı olduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine tarla niteliği ile Hacer Kunt adına 22.05.1997 tarihinde tespitinin yapıldığı belirtilmiş, 26.09.1997 tarihinde aynı şahıs adına tapu kaydı oluşturulmuştur.
Davacı dava konusu taşınmazın bir bölümünü 10.08.1991 tarihli harici satış senedi ile Hacer Kunt'tan olan alacağına karşılık olmak üzere aldığını belirtmiş ise de taşınmazın bu bölümüne ilişkin zilyetliğin devri davacı tarafça yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile usulünce kanıtlanmış değildir. Ziraatçi bilirkişi Ç.Ergin imzalı 01.07.2003 günlü raporda da taşınmazın keşif tarihi itibariyle işlenmemiş durumda olduğu gibi üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyette bulunulmadığı, tarla üzerinde çok yıllık yabancı otlar, meşe ağaçları ve çalılık mevcut olduğu, yaklaşık üç yıldır tarlanın işlenmediğinin anlaşıldığı açıklanmıştır. Davacı dava konusu taşınmazın diğer bölümünü de tapuya bağlandıktan sonra ve 13.04.1998 tarihli harici satış senedi ile satın aldığını ifade etmektedir. Sözü edilen harici satışın yapıldığı 13.04.1998 tarihinde dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Tapuda kayıtlı bulunan bir taşınmazın haricen satışı TMK. nun 706, (MK. nun 634) Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükümleri karşısında geçersizdir. Böyle bir satışın haricen satın ve devir alan kişiye herhangi bir hak bahşetmez. Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 10.100.000. lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 22.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy