(6831 S. K. m. 2) (3116 S. K. m. 1) (3402 S. K. m. 17)
Dava: Mustafa Kocabaş ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Antalya 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.10.2003 gün ve 807/1722 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 691, 711, 712 ve 1723 parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece taktir edilerek karar verildiğine ve taktirde bir isabetsizlik bulunmadığına, dava konusu 1723 parselin Teknik Bilirkişi tarafından düzenlenen 05.05.2003 günlü krokiye göre B harfi ile gösterilen 1193 m2 yüzölçümündeki bölümünün Ziraat Mühendisi Bilirkişi tarafından düzenlenen aynı tarihli rapora göre halen taşlık, çalılık ve kayalık yerlerden olduğu, imar-ihyasının tamamlanmadığı anlaşıldığına göre, mahkemece bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu bölüme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 1723 parselin krokiye göre B harfi ile gösterilen 1193 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın reddine dair bölümünün ONANMASINA;
Davacı vekilinin diğer taşınmazlar yönünden temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu parsellere ait 02.06.1999 ve 03.06.1999 günlü kadastro tutanaklarına göre, 1963 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman sınırlama hattının içerisinde kalması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı, 1981 yılında Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesinin uygulaması sonucu nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı, 664 parsel numarasıyla Hazine adına tapuya bağlandığı açıklanmak suretiyle Hazine adına tespit edildikleri anlaşılmaktadır.
Davacı vekili tespitten önceki imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davaya konu taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılma gününden, kadastro tespitlerinin yapıldığı 1999 tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi ve koşullarının davacı yararına gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Orman Kadastro harita ve tutanakları ve ormancı bilirkişi raporuna göre, dava konusu parseller 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar sırasında orman sınırlama hattının içerisine alınmış ve 1952 yılında da 5653 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilmiş, 1981 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B. maddesi uyarınca nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarılmıştır.
1952 yılında Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilen taşınmazların ormanla bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Bu nedenle orman sayılmayan böyle bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında imar ve ihya edilmesi kazanmayı sağlar.
Ancak, dava konusu taşınmazların bulunduğu Topallı Köyü çalışma alanında ilk tesis kadastrosu davaya konu taşınmaz tutanaklarına göre 1963 yılında yapılmış ve davaya konu taşınmazlar tespit dışı bırakılmıştır. Kadastro çalışmaları esnasında dava konusu taşınmazların hangi tarihte tespit dışı bırakıldığının kesin olarak belirlenmesi gerekir. Dairemizin ve Yargıtay HGK. nun yerleşmiş uygulamalarına göre, bir yerin paftasında gösterildiği tarih tespit dışı bırakıldığı tarihtir. İşte bu tarihin kesin olarak belirlenebilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait paftanın Kadastro Müdürlüğü'nden istenilerek dosya arasına konulması, dava konusu taşınmazların ne zaman ve ne nitelikte tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması, dava konusu yerin paftalar üzerindeki yeri ve konumunun belirlenmesine çalışılması, bu belirlenemediği takdirde ilk tesis kadastrosuna göre dava konusu taşınmazlara en yakın komşu parseller tespit edilerek bunlara ait kadastro tutanaklarının getirtilmesi, bunlardan yararlanılması, gerekirse pafta ve komşu parsellere ait belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle bu hususun açıklığa kavuşturulması, tespit dışı bırakılma tarihi kesin olarak belirlendikten sonra o tarihten 2924 sayılı Yasaya göre yapılan kullanım kadastrosu ile Hazine adına tespit gününe kadar kazanma süresi ve koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığının göz önünde tutulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu yönden yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 691, 711 ve 712 parsellerin tamamı ile 1723 parselin 05.05.2003 günlü krokiye göre A harfi ile gösterilen 2172 m2 yüzölçümündeki kısmı yönünden davanın reddine dair bölümünün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 7.880.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.220.000 liranın temyiz edenden alınmasına 03.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy